Bobo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bobo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2011 Pazartesi

Bobo Gitmesin


Cartelete ve Golsüz Eşitlik’de Bay Kerahet, Bobo üzerine kelamlarını dile getirince, hem yarattıkları sinerjiye dahil olmak, hem Bobo aşkımızı bir kez daha dillendirmek, hem de halihazırda yakama yapışmış, beni bırakmayan üşengeçliğimden kurtulmak için fırsat doğdu.

Bobo, gitmesin.

Aslında çok uzatmayıp, tek kare fotoğraf ve tek cümle ile ne hissettiğimi anlatabilirim diye düşünüyorum. Ama yok yazma aşkı gelmişken yazayım, sonra ara ki bulasın.

Bobo, gitmesin. Giderse ağlarım.

Hep bizim çocuk gözüyle baktım Bobo’ya. Sanki özkaynaktan yetişmiş gibi. Gencecik yaşta, ülkesinden oldukça uzakta başka bir ülkeye gelen bu adam, resmen kendi evladımız oldu. Geldiğinde ismiyle dalga geçen futbol ulemaları oldu, Sanlı Kaptan, “Beşiktaş taraftarı Bobo’nun gönderilmesi için Taksim’e yürümeli.” dedi. Herkes bir şeyler dedi, bu adam, bir gün bile çıkıp, abuk sabuk konuşmadı. İşine baktı. Kendi vatandaşlarının tonla mazereti oldu hep, geciktiler. Kayınbiraderimin dişi ağrıyor, halamın oğlunun eline kıymık battı gibi bahanelere başvurmadı hiç Bobo.

Bobo, gitmesin. Gol attıktan sonra kollarını sağa-sola sallayan adamı özlerim.

Özkaynak dedik ya, çok kıymet veriyoruz, oradan gelen adamın formanın değerini daha bir başka hissetmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bobo’yu böyle betimleme sebeplerimden biri bu. Adamın burayı sevdiğini, taraftarı sevdiğini ve kulübe bir bağlılık duyduğunu düşünüyorum. Bana hep bunu hissettirdi. Özkaynaktan gelmek illa ki mühim; ancak asıl mühim olan geldiğin yerin ve bulunduğun yerin kıymetini bilmek. İşte yakın tarihten bir örnek: Serdar Özkan. Gs’ye gittikten sonra demeç verdi, zaten Gs seçmelerine katılacaktım da bik bik… Ankaragücü ile imzalarsa ne diyecek acaba? Aslında Ankara’da seçmelere katılacaktım da, meğer Ankara başka bir ilmiş mi diyecek?

Bobo, gitmesin. Yeğenim, Bobo’yu çok seviyor.

Yapılan transferler ile hepimizin başı döndü, etkilenmedim diyen adam yalan söyler. Bu sarhoşluk, Bobo’yu kıymetsiz konumuna soktu taraftarın belli bir kesminde. Gol ortalaması kaç, istikrarlı değil, süratli değil, O’nu özel kılan bir özelliği yok vb. şeyler okudum, duydum. Bunları söyleyen adamların, Bobo’nun yedek kaldığı maçlarda “ abi, Bobo nasıl yedek olur ya, anlamıyorum ya” dediğinden eminim. Aynı şekilde tribünler Boboooo, Boboooo diye bağırırken de eşlik ediyorlardı.

Bobo, gitmesin. Bir Nisan akşamı pencereden izledim golünü, hala unutamıyorum.

Nisan 2007’de Fb ile kupa mücadelesi, Şeref Bey’de. Maçı izleyemiyorum, skordan haberim yok. İletişim fırsatını elde ettiğim anda telefona sarılıyorum. Maçtaki arkadaşlarımın hiçbiri açmıyor, şansımı televizyondan izleyenlerden yana kullanıyorum. Gol yok henüz yanıtını alıyorum. Hızlı hızlı adımlar ile neredeyse koşarcasına yürüyorum. Yakında balık lokantaları var. Yeşil zeminin cama vuran görüntüsünü görüyorum. Birkaç saniye sonra cam kenarındayım, kafamı uzatıyorum bir kare görebilmek için. 1-2 dk geçiyor. Sonra Delgado’da top, daha sonra Bobo. Sonra gol, sonra gol sevinci, sonra keyifle birbirine vurulan kadehler. Az önceki adımlarımın aksine çok yavaş yürüyerek, uzaklaşıyorum. Şeref Bey nasıl yıkılıyordur diye düşünüyorum, içim içime sığmıyor. Ulan Bobo, ulan Bobo diye yolu bitiriyorum. Liverpool maçında delirircesine sevinç yaşadık. Sevinç anında insanlar birbirlerine şiddet uyguluyordu:) İzmir’deki kupa finalinde, harika golünü atarken, kalenin arkasındaki tribünde olmayı şanslı saymıştık.

Gitme be Bobo.

14 Ağustos 2009 Cuma

Bobo Giderken



Bobo'nun transferi gerçekleşmesi durumunda Fransa ligini yayınlayan Kanal A ile oldukça haşır neşir olacağız bu sene. Kafası rahat bir Bobo'nun neler yapabileceğini göreceğiz.

Bobo neden gitmek istiyor konusunda düşünme gereği duymayıp, Bobo gitmek istiyorsa gitsin diye kestirip atmak hakim olan görüş. Herkes malüm buçuklu 10 numarayı bekliyor. Transferin gerçekleşmesi halinde bobo sessiz sakince havalimanından Fransa yolunu tutarken, gerçekleşmesi muhtemel 10,5 transferinde izdiham yaşanacak havalimanında. Yeni gelecek transfer ile birlikte Beşiktaş'ta yıllık ücreti 2m Euro üstü oyuncu sayısı +1 olacak.

Nihat
Delgado
Nobre
Ferrari
Ernst
10,5 numero

İçten içe ya da açıkça yaşanacak olan takım içindeki huzursuzlukların sebebide bu ücret dağılımı olacaktır. Ferrari 2,5 milyon Euro alırkan Sivok üçte biri fiyata olan 800.00 euro oynamayı hazmedememekte pek tabi ki haklıdır. Eğer gerçekleşirse ve Batuhan kadroda yer bulursa 500.000 euro'dur alacağı maksimum ücret. Nobre ise 5 katı fiyata oynayacaktır. Tello ise gösterdiği performans geçen sene gibi olursa takımdaki yabancılar arasında en az kazanan oyunculardan biri olmayı kesinlikle haketmeyecektir.

Hal böyleyken Beşiktaş taraftarının rakip takımların flaş ya da flaş diye lanse edilen transferlerine göre Beşiktaş'a yıldız oyuncu beklentisi ile takım sınıf atlamayacaktır. Takım içindeki huzuru sağlamak Yönetim ve Denizli'den geçer. Yıllık ücretlerde denge sağlanmadıkça az kazanan yabancı oyuncuların huzursuz olması ve önümüzdeki sene belki de sezon ortasında gitmek istemeleri oldukça doğaldır. Ancak bu dakikadan sonra bu dengenin sağlanması çok zor. Ne az alan oyunculara 2m civarı ücret ödenebilir ne de yüksek olanların maaşları 1,5 m Euroya çekilebilir.

Yıllık ücretlerin bu denli yüksek olması kulübün borcunu arttıracak bu da doğal olarak Demirören'e olan borcun artmasını sağlayacak. Ya da Beşiktaş her sene ligde şampiyon olacak ve kazandığı paraları olduğu gibi futbolculara ödeyecek. Kesin olan birşey varsa o da bu yıllık ücret konusunda ki savurganlık yüzünden futbolda başarı çıtasını yükseltmemiz garanti olmamasına rağmen borç ve spekülasyon alıp başını yürüyecek. Şenollar Birollar gider Yusuflar Şanlılar gelirin yerini Bilgililer, Demirörenler gider Mansimovlar gelir alacak. Yetiş ya Muhammed Demirci değil Yetiş ya Mansimov süsleyecek gazetelerde Beşiktaş haberlerini.

Bobo'nun gidişinden böyle bir tahlile ulaşmak biraz fantastik gelebilir. Ama bu uzun zamandır düşündüğüm - konuştuğumuz bir konudur. Takımda 1 ya da 2 üst düzey oyuncu alıp bunların 2 m Euro alması hoş karşılanabilir. Ama bu sayı artık 6'ya ulaşmak üzere. Bobo'nun gidişi sadece manevi olarak rahatsız edici değil. Bobo ile birlikte takımdaşlık ruhu biraz daha çökecek. Pek tabi ki takım içindeki arkadaşları neden gitmek istediğini biliyor. Ücretlerine zam istemeleri halinde bu şekilde satışa sunulacaklarınıda farkedecekler. Bobo gitmese bile yıllık ücret konusu her daim önümüzde durmalı. Başarısız sonuçlarda medya tarafından bolca işleneceğide aşikar.

Bobo eğer giderse şöyle en az 10-15 kişi toplanıp havalimanından uğurlamak isterim açıkçası.


foto ; Bobo Şampiyonluk kutlamaları için kızı Julia ve eşiyle birlikte Kulüp binasına gelirken.

7 Haziran 2009 Pazar

Hoşgeldin Bobo :)

Nasıl iş anlamadım. Hangi haberi irdelemeye kalksak bu aralar ters köşe oluyoruz. Dün akşam Bobo gittiğine dair haberler gelirken, gece de durum netleştiği yönünde duyumlar alınca Bobo hoşçakal dedim. Ciddi ciddi de üzülmüştüm.

Bugün itibariyle yönetim durumu resmi siteden yayınlamış.

" Haberlerde yer alan, Başkanımız Yıldırım Demirören’in Olympiakos Başkanı ile Bobo’nun transferi için biraraya geldiği iddiaları asılsızdır.

Bobo, çifte şampiyonluğumuzda büyük payı olan çok değerli bir futbolcumuzdur.

Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.

Beşiktaş JK "

Hata bende imzaları görmeden sazan gibi atladığım için. Üstelik önümüzde Topuz örneği varken.

Neyse, naber Bobo?

6 Haziran 2009 Cumartesi

Hoşçakal Bobo


Günlerdir haber dönüyordu. Farkındaydık, gidişi yakındı. Ancak şu dakika itibariyle sanırım netleşmiş. Çok fazla üzüldüm. Eğer bahsedilen rakam doğru ise gerçekten kulübümüze iyi para kazandırarak gidiyor. Bununla birlikte ve kesinlikle daha da önemlisi sahada Beşiktaş'ı gerçekten seven adamlardan birini kaybettik.

İlk geldiğinde ismiyle dalga geçmişlerdi, kim bu demişlerdi. Her geçen gün sahip olduğunun üstüne daha fazlasını koydu. Ve gelişime açık bir futbolcu olduğunu kanıtladı Bobo. Ertuğrul Sağlam döneminde gideceğinin sinyalini vermişti hocasıyla mutsuzdu, direndi ve kaldı. Mustafa Denizli gelince değişmedi işin rengi. Denizli, şans vermedi; Nobre oynarken, Bobo yedekti; taraftar ısrarı ile sahaya girdi. Bütün bu detaylar gidişini hızlandırdı.

Ama Siyah-Beyaz forma çok yakıştı.
Attığın gollerden sonra sağ elin ile göğsüne vurmanı,
Trabzonspor maçına sonradan girip, galibiyeti getirip, maçı kalede tamamlamanı,
Liverpool'a attığın golü ve daha nicesini unutmak mümkün değil.

Yaşattıkların için, Beşiktaşlı Bobo olduğun için teşekkürler.
Yolun açık olsun.

Çok babasın Bobo...

1 Aralık 2008 Pazartesi

Deivson Rogério da Silva - Bobo


İlk geldiğinde büyük bir çoğunluk kim bu dedi? Ülkeye gelen vasat ve vasatın da altındaki Brezilyalı oyuncuların çokluğu düşünülürse soru işareti olması gayet doğaldı. Ama kimileri bu soru işaretini abarttı, izlemeden, hakkında bir şey bilmeden garip yorumlarda bulunmaktan çekinmedi. Bunlardan birisi de Kaptanımız Sanlı Sarıalioğlu'ydu. Beşiktaş taraftarı Bobo'nun gönderilmesi için Taksim'e yürüyüş düzenlemeli dedi. Ne garip...Bir zamanlar top oynamış birinin bu sözcükleri söylemesi.

Kimisi ismi ile dalga geçti, uzun bir süre Bobo'nun futbolculuğu hakkında konuşulmadı. O ise geldi, gollerini attı, gollerini atmakla kalmayıp kendini geliştirmeye devam etti. Ki bu bizlerin pek alışık olduğu bir şey değil. Bobo her geçen gün üstüne bir şeyler katmayı başardı. Brezilya Milli Takımı'na dahi çağırıldı. Evet Brezilyalılar dönem dönem bunu yapıyor, genç oyuncularını yakından gözlemlemek adına bu tarz fırsatlar yaratıyor. Ancak bu Bobo'nun izlendiğinin, farkında olunduğunun bir göstergesidir. Birçok yabancı oyuncunun ülkemizi tercih etmeme sebeplerinden biridir bu. Milli takımlarında oynama şanslarının azalması, Türkiye'ye geldikleri takdirde gözden uzak olmaları.

Bütün bu klasik tabirlerin dışında Bobo'yu yeniden 11'de görmek istiyorum. Ligin başından beri Beşiktaş'ın hücum hattının ne kadar iyi olduğu konuşuluyor. Ancak o sözde "iyi"nin meyvesini yemedik henüz. Vazgeçilmeyen adam Nobre oldu. Nobre'nin mücadelesini, hırsını asla küçümsemiyorum. Bu tamamen ayrı bir başlık konusudur. Fakat takımda Bobo gibi bir oyuncun varken, ısrarla yedek bırakılmasını da anlamıyorum.

Bir sürü teknik detay söylenebilir, nasıl bir oyuncu olduğu hakkında. Söz konusu Beşiktaş iken zaten yeterince duygusalım ve şu an Bobo konusunda da aynı duygusallığı yaşıyorum. Seviyorum ben bu adamı, Beşiktaş'lıyım diyip başka takımlara giden oyuncuları sık yaşamış bir taraftar olarak, gol attıktan sonra kimi zaman armayı öpmesini samimi buluyorum. Sahada iyi olmadığı zamanlarda yüzündeki mahcubiyeti görüyorum. Birçok golcü profilinin aksine bencil olmayışını takdir ediyorum. Ve şimdilerde yedek kulübesindeki hüzünlü adama üzülüyorum.

Endişeleniyorum ocak ayında ayrılır diye takımdan.

Eğer Bobo giderse, Carew'in gidişi gibi olur. Biz yine kafayı vuracak bir yerler ararız.