transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Eylül 2009 Çarşamba
2 Eylül ; Transfer Dedikodularından Kurtulma Günü
Transfer döneminin başından beri Beşiktaş'la ismi geçen 150'ye yakın futbolcu. Salı günü İstanbul'da , Eşi istemiyor, x takım kafasını karıştırıyor, kulübü bonservisi beğenmedi, kendisi maaşı az buldu, takasla gelecek, sakat olmasa gelecek, seve seve oynarımlar. Yönetimde tanıdığı olduğunu savunup transfer dedikodusu yayanlar, başkana yakın isimlerden edindiği bilgiye göre isim yumurtlayan medya maymunları. Güneşte fazla kaldığından olsa gerek gölgede bırakacak transfer yapacağız diyen yönetici. Delgado 2 aya kadar gelecek transfer yapmam demesi üzerinden 1 ay geçmeden Tabata'yı alan Demirören.
2 Eylül kafaları bulanıklaştırmadan futbola odaklanmanın günü.
Bizim açımızdan yönetimin bir transfer yapma ihtimalinden kurtulmamızda cabası.Neredeyse yaptıkları her transferde kesin bir hatalı hareket uygulayarak taraftarın çıldırmasını yeterince başardılar.
Artık rahat rahat kendi ilk 11'lerini kurabilir taraftar. Kadrosuna Vdv'yi Q7leri katmadan.
3 Temmuz 2009 Cuma
Transferlerimize Zoom ve Geniş Açı'dan Bakış

Futbol sezonunu şampiyonlukla bitirdikten sonra kendi adıma yorucu geçen bir seneyi '' en sonunda bitti'' diye yorumlamıştım. Gülüp eğleneceğimiz bir transfer sezonu beklerken, Şampiyonlar ligine direk katılacak olmamız ve geçen seneden bir hatıratımız bulunduğundan taraftarın çok doğal olarak beklentileri yükseldi. Güzide spor basınımızda hergün ana sayfasından atmaca haberlerle buna çomak tutmaktan eksik kalmadı.
Sezon bitmeden ismi geçen Fink ilk transferimiz oluyordu. Ernst iyi çıktı bir Alman daha alalım mantığıyla bonservesi elinde olan Fink'i tranfer etmek yönetimin en anlamlı hareketiydi. Genelde bonservis parası olmadı imza parası saçmak yönetimin alışagelmiş tranfer politikasıydı ama bonservis vermeden oyuncu almak yeni yeni akıllarına geliyordu. Cisse'ye emekleri için bir teşekkürü borç biliriz. Ama Ernst ile yükselen futboluyla Cisse'yi hatırlamaktansa Ernst öncesi Cisse'yi hatırlamayı yeğlerim. Ernst yanındakinin oyununu pozitif yönde etkileyebilmiştir ama Cisse Ernst öncesi öyle birşey yapamamıştır. Ernst'in yanına şimdi kimi koyarsan koy Fabian abimiz Din,Dil,Irk ıyrımı yapmadan yine yanındakinin futbolunu etkileyecektir.
Tranfer sezonunun ilk ismi Erhan; gelecek vaad eden ve bu vaadini kadroda ilk 11 garantisiyle iliştiren Aydın Karabulut'la takas edilerek gerçekleştirildi. Aydın'la ilgili düşüncelerim bu blogun ilk postlarından biri olmaktadır. O günden bugüne çok şey değişmediği için gitmesi çok üzücü değildir. Ama yeteneklerini inkar etmemek gerekir. Umarım iyi bir yerlere gelir, kafasındaki takıma gideceğini pek düşünmesemde.
Serdar Kurtuluş ve Gökhan Zan henüz takımdan gitmemişti Erhan transfer edildiğinde. Kadroya yedek oyuncu aldığımız görüşü biraz baskındı. Şimdi oradaki tek rakibi ileriye çıkışlarında tehlikeli olduğu kadar kadar orta açma konusunda ise Deli'nin yolunda ilerleyen Ekrem Dağ. Sahadaki savaşçı futbolu ile her zaman Beşiktaş'ın kadrosunda kendisine yer bulabilecektir. Sağ açık oynadığı zamanlarda daha faydalı olduğuda gözükmüştür ama Nihat-Holosko-Serdar Özkan varken bu sene orada oynaması imkansızdır. En iyi ihtimal Erhan ve Ekrem'in sağ bekte dönüşümlü oynayacağıdır. Bu bakımdan Erhan tranferi kağıt üzerinde iyi bir transferdir. Ama Beşiktaş'ın kalesi deniz tarafındaki kale ise kapalının gözünün önünde olan sağ kanat oyuncularımızdır. Orayı koridor gibi kullananları severler koridor gibi kullanılmasına izin verenleri değil. Örnekleri bolca mevcuttur.
İsmail Köybaşı ve Rıdvan transferi bir gecede gerçekleşti. İsmail ile uzun zamandır ilgilendiğimiz zaten medyada yer alıyordu. İbo'nun yaşı hatısı sayılır eli öpülecesice bir rakama ulaşmıştı artık. Bu sefer oldu dediğimiz sol bek tranferimiz 3 maçtan fazla dayanmıyordu Üzülmez'in tecrübesine. Ne sol bekler üzdü bir tek kendi üzülmedi orada Deli. İsmail'in oynayacağı bölgede kendine en yakın oyuncular stoper olarak Sivok-Ferrari ( büyük ihtimal ) önünde Tello, önliberoda Ernst, Fink, kalede Rüştü. Hepsi kalitelerini ispatlamış oyuncular. İsmail burada kendine güvenerek ya yerini garantiler ya da ''yedek kulübesinden Üzülmez''i izleyen Sol bekler 10'' olarak serideki yerini alır. Bu sefer olacak diyerek içimizi ferah tutmak şimdilik en iyi seçim.
Rıdvan ile ilgili şimdiye kadar hiçbir duyumum yoktu çoğunluk gibi. Karşıyaka taraftarı bir arkadaşıma transfer ettiğimizi söylediğimde şaşkınlığı beni meraklandırmıştı. Rıdvan için birçok teklif gelmesine rağmen kulübün satmaya yanaşmadığını bu transferin ancak borç batağında olan Karşıyaka kulübünün nakit para ihtiyacını karşılamak için gerçekleştirebileceğini söylüyordu. Ümit nilli maçlarda izlediğim kadarıyla ileriye bindirmeleri, kısa ve uzun pasları oldukça başarılı. Fizik ve en önemlisi mental olarak eksiklikleri var. Asli görevi olan kademedeki ilk müdahaleleri yeterli değil ve özgüven fazlasıyla mevcut olduğundan çok basit hatalar gerçekleştirebiliyor. Bu haliyle Ekrem'i andıran bir futbol stili var diyebiliriz. Bu sene ilk 18'de kendine yer bulamaması ve sadece Türkiye kupası ilk grup maçlarında oynaması yüksek
ihtimal. Bekleyip göreceğiz. Yanılıyor olmam beni sevindirir.
Adı Ferrari tranferi Düldül. Ege bu akşam telefon edip Ferrari'yi almışız neden haber vermiyorsun dedi. Bir haftada bu adamı 3 kere aldık diyebildim. Ferrari ismini basına erken sızdırmakla hata etmiştir yönetim. Olası bir transferin gerçekleşmemesi durumunda bir hayal kırıklığı yaşanacaktır. Ben bile Pes oyununda aldım hemen Beşiktaş'a arkadaşı. Gelmezse bir daha çıkartamam kadrodan. İlle de İtalyan stoper olsun ister çamurdan olsun görüşü gayet hakimdir. Sivok ve Zapo ile altın suyuna batırılmış stoper transferini gerçekleştirdik. Ferrari ile altın bir transfer gerçekleştireceğiz. Burada lafı geçmişken Zapo'ya değinmek lazım. İlk geldiği günlerdeki performansı önceki senelerden gözü körelmiş Beşiktaş taraftarının gözünü boyamadı desek yalan olur. Zapo ile ilgili en erken teşhisi koyan Stalker arkadaşı buradan kutlamak gerek. Sivok iyi ama arkadaşları kötü tadında Zapo'yu beğenmediğini çok öncelerden dile getirmişti.
Zira Metalist maçındaki kötü oyunu kafamızdaki Zapo'nun koca bir yalan olduğunu bize göstermişti. Ama ah o gollere sevinmesi, yedek kulübesindeki halleri yok mu ? İnsan ona üzülüyor işte. Ferrari - Toraman ya da Ferrari - Sivok her türlü iyi ikili olacaklardır. Ferrari'li Toraman ligde iyi işler çıkarma ihtimali yüksek ama CL'de hafif kalır.
Delgado'nun ameliyat nedeni ile sahalardan uzak kalması bir transfer daha gerçekleşebilir hissi uyandırıyor. Şu anda ki kadro ile Delgado beklenebilir. Delgado her sakatlandığında oraya bir adam alırsak çıkılmaz bu işin içinden.
Nihatla ilgili gerekli postları atmıştık. İnanıyorum ki çok şeyi değiştirecektir. Serdar Özkan'ı şu takıma tekrardan kazandırması bile ihtimaller arasındadır. Denizli'nin Nihat'ı nasıl kullanacağı ise muammadır. Sağ açık, forvet arkası, forvet . Nihat'ı çeşitli varyasyonlarda izlemeye hazırlıklı olunuz. Nihat orada oynar mı kardeşim içerikli köşe yazılarınada !
Nihat keşke geri gelse, Carew'i satmayacaktık adamım gibi temenni ve pişmanlık belirten sözleri 2 sene sonra Bobo için kullanmamak için; Süper lig hiç Bitmesin Bobo hiç gitmesin ...
Transferde bu sene izlenilen olumlu adımlarda Denizli'nin etkisi olduğunu düşünmemek imkansız. Tabi transferin son gününe kadar sağ kanada bir adam daha tranfer yaparlarsa ya da bir orta saha oyuncusu alıp aslında biz onu sol kanat oyuncusu diye aldık derlerse, Denizli'nin transfer üzerindeki etkisi isimli tezimizi çürütebilir yönetim.
Gece gerçekleşen transferler bu senenin modası. Ayık kalın sayın Beşiktaşlılar ...
3 Şubat 2009 Salı
Transfer Sezonunun Ardından ...
-Aydın Karabulut kulübümüzde kalmış. Tekrardan bir adapte sorunu yaşamaz ve umarım kendisinden beklenen futbolu yönetimin suratına çarparcasına sergiler. Tabi ki Denizli faktörü de önemli burada. Üzülmez gerçeği ve yeni sorunumuz tazecik Serdar Özkan'ın performansından sonra , Ekrem'i sağ açık, Tello'yu sol bek, Aydın'ıda sol açığa yazdık kafamızda. Vaziyete göre Erkan, Serdar Özkan değişiklikleri. Hadi be Aydın diyoruz ve Yönetimin ayıbını tarihe not düşüyoruz.
-Nobre ile anlaşma sağlanamamış. Bir postta bahsetmiştim, -hangi çevirmen yabancı futbolcularımıza boş mukaveleye imza anlatmayı anlatabilir ? - ve yine Futbolun profosyonel yanı ben hep burdayım dercesine dikildi karşımıza. O forma kutsaldır nasip olmaz herkese diyoruz ama az hırslı bir futbolcu gördüğümüzde göklere çıkarıyoruz. Yinelemeye gerek var mıdır bilmiyorum ama Nobre'nin oyunu bana hep göz boyayıcı geliyor. Yetenekleri sınırlı ama mücadele ediyor. Tıpkı Baki gibi. Sınırlı yetenek ile mücadele birleşince sahadaki ilk 11'de olmasan bile gönüllerde ilk 11'e yerleşiyorsun. Bu şekilde baktığımızda taraftarın Nobre'yi sevmesini anlayabiliriz. Gel gör ki kontrat yenileme zamanı geldiğinde Siyah ile Beyaz kadar netleşiyor saflar. Her maç ilk 11'de oynadığından, hatırı sayılır bir gol oranına ulaştığından, e biraz da taraftar seviyor olunca, ben de isterim diyor Delgado kadar, biraz da can dostum menajerime. Şimdi yapma bunu Nobre, bak Batu göz kırpıyor bize. 3-4 haftaya kadar senin gol oranına ulaşırsa sen gelirsin sezon sonu verdiğiniz paraya razıyım diye. Beşiktaş'ta daha uzun yıllar oynamasını isterim ancak banko oyuncu değil. 70-75. dakikalarda girer oyuna, küsmeden tavır yapmadan atar gollerini yine.Olmadı sezon sonu Cisse yardım eder bavullarını toplamaya. Zaten kıllandım Antalya maçında, sadece Nobre ve Cisse kısa kollu forma giymişti. Önümüzde ki 16 lig maçında her türlü Nobre'yi izleyeceğiz orası ayrı.
2010-2011 sezonunda hücum hattında Batu-Bobo ikilisini görmek isim olarak çok şık duruyor.
-Stalker'de bahsetmiş Ernst'e ödenen paranın çok konuşulmasını. ( şairler parkında konuşmuştuk zaten kendisiyle ) 2,5 yılda ödenecek parayı hesapla taraftarın önüne malzeme koy aklınca. Bunu da yemez artık bu taraftar. Lincoln'e ödenen parayı hesaplayamadığınızdan vurun Ernst'e.
Futbola ve Beşiktaş'a sadece sizin yayın organlarınızdan bakan taraftar verdiğiniz zehirle Ernst'in hatalarında aldığı parayı ağzına sakız yapacak tabi ki. Ancak Şamarı yiyeceksiniz ERNeSTo'dan ... Şimdiden hazırlayın photoshopta Alman Panzeri manşetlerini .
Şu dakika itibariyle Ernst'in forma numarası resmi sitemizde 0 ( sıfır ) olarak gözüküyor.
Forma numarası belli değilse çentik at, çizgi çek sıfır ne lan ...
-Erkan'ın sadece 10 dakika kadar izleyebildik. Ekrem'in ilk hazırlık maçlarında ve ardından ligde ki ilk maçlarda heyecanlı futbolunu anımsatıyor. Heyecanını atlattıktan sonra Ekrem gibi bir performans sergilemesini beklemiyor değilim. Ama mevcut kadroda bu şartlarda nasıl forma imkanı bulabilir bilmiyorum.
Şu koltukların rahatına alışmasın hiçbir futbolcumuz ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
