Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2009 Perşembe

1 Film 1 Albüm


Filmimiz Fargo. Nereden baksan 13 yıllık bir film. Hatta tam 96 yapımı bir Coen Birader - Brothers - Kardeşler filmi. İlk izlememin üzerinden uzun zaman geçmişti, bir tazeleme ihtiyacı sonucunda bu gece tekrar karşısına geçtim. İlk sefer ki etkisi bu kadar iyi olmadığı gibi filmin ortasından itibaren hatırlamakta zorluk çekmeye başladım.

Klasik Holywood filmlerinin dışındaki Amerikan filmleri genel olarak ülkemizde Holywood'u eleştiriyor üzerinden prim yaparlar. Holywood eleştirisi her ne kadar gerekli olsa da fazlaya kaçtığı andan itibaren Anti-Holywood gibi bir tarz karşımıza çıkıyor.
Buna güzel bir örnek Little Miss Sunshine filmidir ki, üzerine uzun uzun konuşmak gerekir.

Fargo'da her ne kadar Holywood eleştirisi olarak ele alınacak resimler,dialoglar,küçük ayrıntılar ve aslında sıkıcı olan abd li hayatını anlatan uzun sekanslar olsa da, bu eleştiri rüzgarına saplanıp kalmadığı için ayrı bir yeri vardır. Filmimizde 2 tane aile vardır ve ikisi de öyle şekspir vari dialoglarla konuşmamaktadır. - Ben geldim, - Yemek Hazır, - Dışarı Çıkıyorum ...
Polislerin herbiri krimanal uzman değildir, hatta cesetlere bakmaya cesareti olmayanı bile vardır. Ama katiller her zaman soğukkanlıdır .

Tekrar tekrar izlemekte fayda var. Bizzat kendim şahit oldum ...
Coen kardeşlere selam yazıya devam.






Albüm The Symphonies - Dreams Memories & Parties. Sanatçımız Emily Wells. Kendisi hatun şahsiyettir. Ve doğuştan ayrıcalıklı bir sese sahiptir. Rivayet odur ki henüz genç yaşta müzik şirketlerini peşinde koşturmasına rağmen yok agalar ben kendi albümümü kendim yapacağım, kendim çıkartacağım diyerek resti çekmiştir. Sevdiği sanatçılar arasında Bob Dylan, Nina Smone ve Björk'ün bulunması bile müzikten anladığını gösteriyor zaten. Şarkılarında ağırlıklı olarak Keman mevcut olduğu gibi ( kendisi çalıyor ) çok hoş bir eloktronik tını hakimdir. Keman ve Elektronik müziğin harmanına ablamızın güzel sesi mantı sosu havası katmıştır. Mantı ve sosuna olan hayranlığımı dile getirmeme gerek yok sanırım.

Tekrar tekrar dinleyiniz - dinletiniz. Seveceksiniz diye umuyorum.

19 Ocak 2009 Pazartesi

müzik


Blog'a ilk yazılarımdan biri Pilli Bebek hakkındaydı. ara ara takip ettiğim amatör grupları ya da popülerleşmemiş sanatçıları yazmayı düşünüyordum. sevdiğim sanatçılardan bukleler okuyacaktım felan.

öyle sık sık dinleyipte, tüketmek istemediğim sanatçı ya da gruplar vardır. misal Cat Stevens dinleyeceksem mutlaka yanında şarap olmalıdır. açık söylemek gerekirse cat stevens'i geç tanıdım, sevdiğimde ise hep şarap içerken dinledim. evet öğrencilik yıllarıma tekabül eder. 2milyon türk lirasına yerel bir şarap olan Gacal eşliğinde, bozuk cd çalara monte edilmiş pc hoparlörü ve mum ışığı.

bob dylan ve hurricane şarkısı ise öğrencilik zamanlarımda yarı mesai çalıştığım internet cafeyi açar açmaz ilk dinlediğim parça olurdu. yanında 2 peynirli poğaça ve bir vişne suyu. şimdi dinlediğimde hala o peynirli poğaçanın tadı gelir aklıma.

yeni türkü'yü hep yalnızken dinlemişimdir tam tersi şekilde guns'n roses'i ayık ve yalnız kafa dinlediğim çok nadirdir. mamak türküsü ve november rain bu bağlamda yan yana oynayamazdı.

kesme şeker'in kum albümünün ise yeri apayrıdır. gecenin sonuna doğru cd çalardaki yerini alırdı. son şarkı olan zaten'de sızmaya doğru yol alırdık, ya da uyumaya. evde 12 kişi de olsa 2 kişide olsa bu şarkı bittikten sonra kesin bir sessizlik olurdu. ama şarkı bitmezdi aslında. 4 ya da 5 dakika sonra toplamda 12 dakikayı bulan son şarkı john lennon'ın love is real şarkısı gibi fade in ile bir giriş yapardı. ve ben hep kendime gelirdim o şarkı ile, ilk cümleyi tam hatırlayamamakla birlikte. şimdi dinlerken o cd çaların ve bozuk hoparlörün tadını hiç bir şekilde vermiyor.

uzundur ömür meraklanma
mühimdir yalnız telaşlanma
saatler geri yavaşlama
sayfalar sarı
bir zamanlar aşk olsanda


cem karaca her daim hayatımda olan nadir sanatçılardandır. kaset, cd, mp3 evresinde hep mevcuttu yani. tamirci çırağı ile başlayan şimdilerde sevda kuşun kanadında'ya varan.
bunun yanında haluk levent vardı bir zamanlar. peşinden konserlere koştuğum,albümlerini çıktığı gün aldığım, tüm şarkılarını ezberlediğim adam. kendim yetmezmiş gibi arkadaşlarıma aşıladığım ve şimdilerde beni gördüğünde sen bulaştırdın bizi bu illete diyen yani hala dinleyecek kadar müptela ettiğim insanlar.

goran bregoviç vardır mesela. tam bir duygu karmaşasında olduğum zamanlarda. keyiflendirip, hüzünlendiren. beni asla bir modda daimi tutmadığı için tercih edilesi.

hayatın ritimi ağır geldiğinde düşüncelerimle aynı ritimde olan portishead.
yanına ara sıcak olarak placebo. baktık ki saplanıyoruz audioslave ya da soundgardenle acil müdahele.

yanlış zamanda gelmişiz olm dünyaya tadında zamanlarıma beatles ve pink floyd ellerinde tuz koşardı. ve diğer saz arkadaşları.

ayda yılda bir denk gelmişsem akşam haberlerine. memleketten güzel haberleri aldıktan sonra ahmed arif. geri ikilide selda bağcan, ilkay akkaya.

serdar keskin .
evet bu yazının amacı sadece ve sadece serdar keskindi. neden bu kadar uzadı bilmiyorum.
biyografisini yazacaktım, hayatımdaki yerine değinecektim, şarkı sözleriyle bitirecektim.
denklem tiryakilerini anlatacaktım hatta.
bu yazıdaki amaç-sonuç ilişkisi ile bir denkleme daha sebebiyet verdim.

Anlatamadıysam kendimi sana
Bil ki kendimede anlatamamamdandır
Seni kendime, kendimi bana
Kendimi kendime anlatamamamdandır

Ölçüsüz iyiniyetler, iyimserlikler
Bazan büyük, çoğu kez küçük hesaplara yenildiler
Çoğaldılar belki ama eridiler

Yolculuğun son metreleri sanki
Dünya zaten sürgün yeri
Buluşsun artık şu kopası bellekleriniz
Yeni yollarda zaten bunu gözler
Terbiye gümrükleri, sürgün yerleri
Birde bütün bunlar yetmezmiş gibi
Sohbetlerde popa sardı
Denklem tiryakileriyiz artık hayattan

18 Ocak 2009 Pazar

Stay

Ryan Gosling'in döktürdüğü film. Tamam filmde Ewan McGregor da var ve o da iyi performans sergiliyor ama; Gosling abimizin eline kimseler su dökemez. Son zamanlarda en çok beğendiğim oyuncu. Geçtiğimiz hafta birkaç filmini peşpeşe ve tekrar şeklinde izledim.

Stay değişik bir film. Ailesinin ölümünden kendini sorumlu tutan bir genç, doğum gününde intiharını planlamaktadır. Psikiyatristi de bunu engellemeye çalışır. Engellemeye çalıştıkça da senaryo derinleşir. Muhteşem sahne geçişlerine bolca tanıklık edip, ne oluyoruz yav nidaları atıp, kurgu karşısında saygıyla eğildikten sonra oturup bir daha izliyorsunuz filmi.

Film boyunca gerilip, mevcut bir ton sahneyi çözmeyi çalışırken; son kare ile her şey öyle güzel ortaya çıkıyor ki. Ulen nerden geldi aklınıza, nasıl bir kurgudur bu?! Ama ille de elemanımızın barda ağladığı sahne...


Filmin müzikleri de çok güzeldir, meraklısına...

1. Mahlus Gardens
2. Opening Bridge
3. Dance Class
4. You're Real
5. Is That Your Voice?
6. Fortune Cookie
7. Leaving The City
8. Chasing Henry
9. Leon Sees
10. The World Is An Illusion
11. Stay With Me
12. A Walk in the Rain
13. Sam and Lila
14. From Another Life
15. Forgive Me
16. It's Too Late
17. Fountai
18. Troubles Will Cease
19. I'm Never Gonna Sleep Tonight
20. Museum (Extra Track)
21 Henry Dies (Extra Track)

http://rapidshare.com/files/185178024/Stay_OST.rar

9 Aralık 2008 Salı

Piano Only Love - Piano Instrumental


Birkaç gündür düzenli olarak dinliyorum. 2 albüm, enstrümantal parçalar, sadece piyano kullanılmış. Genel olarak keyifsiz geçen şu günlerde dinlendirdiği kesin.





http://rapidshare.com/files/171551988/VA-Piano_Only_Love-2007-CEC.rar

http://rapidshare.com/files/171535612/VA-Piano_Instrumental_Vol_1-2007-CEC.rar

28 Eylül 2008 Pazar

Souad Massi



Souad Massi - Raoui


Souad Massi, yeni keşfettim yine arkadaş aracılığı ile. Muhteşem bir ses. Cezayirli şarkıcının yorumu inanılmaz etkileyici.

Bu da Raoui albümü...

http://rapidshare.com/files/149057701/Souad_Massi_-_Raoui_-_2001.rar