futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2009 Pazar

Bu Hafta Türk Hakemleri Şerefli

Dün öğlenden beri hasta yattığım için ancak bakabildim maç sonuçlarına-yorumlarına. Hiç kimse hakem için atıp tutmamış. 2 gün önceki maçtan sonrada kimse hakem hakkında yazı yazmamıştı.

Hakem hatalarından Türk futbolu kurtuldu mu ? Daha temiz bir lig mi oldu artık ?
Geçen hafta futbolcusundan- kulüp başkanına koparılan yaygara giden 3 puanlar için değildir de nedir ?
Sizin toplarınız karşı kalenin çizgisini geçiyorsa hakemler şerefli. Çizginizi geçen topları hakemler görmüyorsa şerefli. Olmayan kornerlerden attığınız goller olunca hakemler şerefli. Sizin korneriniz verilmeyince hakemler şerefsiz.

Sizin şeref kavramınız kendi şerefiniz kadar.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Tez Zamanda


Bir süredir dönen bir haber vardı. Serdar Kurtuluş'un söylemiş olduğu bazı cümleler. Doğru mu, değil mi diye bilmediğim için yorum yapamıyordum. Bursa'da özel bir okulu ziyarete giden Serdar Kurtuluş'un kendisine sorulan "başka bir takıma giderseniz, nereye giderdiniz?" sorusuna şöyle yanıt verildiği iddia edilmişti.

"Futbolcu böyle birşey düşünemez çünkü profesyonel bir oyuncudur. Elbet herkesin gönlünde bir takım vardır. Ben her zaman oynadığım takıma elimden gelen desteğin en iyisini vermeye çalışıyorum. Ekmeğimi kazandığım takım için ter dökerim. Tabii ki gönlümde bir takım var, ama bunu söylemek istemiyorum."

Örnek olarak kimi alındığı sorulduğunda da:

"Emre Belözoğlu'nu çok seviyorum. Hem futbolu, hem kişilik olarak Emre Belözoğlu'nu kendime örnek alıyorum." diye yanıt vermiş.

Bu söyledikleri gerçekmiş Serdar'ın. İddiadan ibaret değilmiş yani, görüntülere da yansıdığı için böyle söylüyorum.

O yüzden tez zamanda örnek aldığı abisinin yanına gitmesi temennisiyle.

1 Aralık 2008 Pazartesi

Deivson Rogério da Silva - Bobo


İlk geldiğinde büyük bir çoğunluk kim bu dedi? Ülkeye gelen vasat ve vasatın da altındaki Brezilyalı oyuncuların çokluğu düşünülürse soru işareti olması gayet doğaldı. Ama kimileri bu soru işaretini abarttı, izlemeden, hakkında bir şey bilmeden garip yorumlarda bulunmaktan çekinmedi. Bunlardan birisi de Kaptanımız Sanlı Sarıalioğlu'ydu. Beşiktaş taraftarı Bobo'nun gönderilmesi için Taksim'e yürüyüş düzenlemeli dedi. Ne garip...Bir zamanlar top oynamış birinin bu sözcükleri söylemesi.

Kimisi ismi ile dalga geçti, uzun bir süre Bobo'nun futbolculuğu hakkında konuşulmadı. O ise geldi, gollerini attı, gollerini atmakla kalmayıp kendini geliştirmeye devam etti. Ki bu bizlerin pek alışık olduğu bir şey değil. Bobo her geçen gün üstüne bir şeyler katmayı başardı. Brezilya Milli Takımı'na dahi çağırıldı. Evet Brezilyalılar dönem dönem bunu yapıyor, genç oyuncularını yakından gözlemlemek adına bu tarz fırsatlar yaratıyor. Ancak bu Bobo'nun izlendiğinin, farkında olunduğunun bir göstergesidir. Birçok yabancı oyuncunun ülkemizi tercih etmeme sebeplerinden biridir bu. Milli takımlarında oynama şanslarının azalması, Türkiye'ye geldikleri takdirde gözden uzak olmaları.

Bütün bu klasik tabirlerin dışında Bobo'yu yeniden 11'de görmek istiyorum. Ligin başından beri Beşiktaş'ın hücum hattının ne kadar iyi olduğu konuşuluyor. Ancak o sözde "iyi"nin meyvesini yemedik henüz. Vazgeçilmeyen adam Nobre oldu. Nobre'nin mücadelesini, hırsını asla küçümsemiyorum. Bu tamamen ayrı bir başlık konusudur. Fakat takımda Bobo gibi bir oyuncun varken, ısrarla yedek bırakılmasını da anlamıyorum.

Bir sürü teknik detay söylenebilir, nasıl bir oyuncu olduğu hakkında. Söz konusu Beşiktaş iken zaten yeterince duygusalım ve şu an Bobo konusunda da aynı duygusallığı yaşıyorum. Seviyorum ben bu adamı, Beşiktaş'lıyım diyip başka takımlara giden oyuncuları sık yaşamış bir taraftar olarak, gol attıktan sonra kimi zaman armayı öpmesini samimi buluyorum. Sahada iyi olmadığı zamanlarda yüzündeki mahcubiyeti görüyorum. Birçok golcü profilinin aksine bencil olmayışını takdir ediyorum. Ve şimdilerde yedek kulübesindeki hüzünlü adama üzülüyorum.

Endişeleniyorum ocak ayında ayrılır diye takımdan.

Eğer Bobo giderse, Carew'in gidişi gibi olur. Biz yine kafayı vuracak bir yerler ararız.