25 Temmuz 2014 Cuma
25 Temmuz 2013 Perşembe
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Özledik Be Mehmet Abi
Herkes babadan, o dededen Beşiktaşlı olarak altısında iken gittiği ilk maçında Beşiktaş yenilmiştir ve hüzne gark olup ağlar.
Deplasman otobüsü hareket edip, uzaklaştıktan sonra geri gönderilmesini imkansızlaştırıp, ortaya çıkan çocuktur Optik. Kabataş Erkek Lisesi’nin 343 Mehmet Işıklar’ı, zeki ve Beşiktaşlı oluşu ile hafızalarda yer eder hep.
Pazartesinden sonraki her gün yoklamada mevcuttur Optik. Pazartesi, onun tatil günüdür. Ya pazardan Beşiktaş ile beraberdir, ya da deplasmandan yeni gelmiştir.
Aynı yıllarda çArşı’nın temellerini atarlar arkadaşları ile beraber.
Lise sonrası Mimar Sinan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenimine devam ederken, tarihten daha çok feyzaldığından olsa gerek üniversite sınavına tekrar girip, iyi bir derece ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne girer. Aksatmadan sürdürdüğü öğrenim döneminden sonra Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik stajını yapar.
Sonrası Çubuk’da bir yatılı lisede öğretmenliktir. Herkese hak ettiği kadar; ama Beşiktaşlı kardeşlerine gönül kanaati olarak bir not fazlasını veren bir öğretmen. Gönlündeki zenginlik ile fakir fukara babalığı yapan bir öğretmen. Öğrettikleri yalnızca sınıfındaki yatılı öğrencileri ile sınırlı değildir.
İki yıllık bir aradan sonra askerliğinin ertesinde bir daha terk edemez semti. Tribünlere kalıcı olarak döner.
Sokak köpekleri dahi sahipsiz değildir artık.
O bir liderdir. Liderliğini şöyle anlatır; “Anadolu’dan gelen kendimizin ve rakibimizin taraftarları ile bile tek tek ilgileniyorum; çünkü liderlik bunu gerektiriyor.”
Beşiktaş’ı mazeretsiz yasayan güzel insan...
Daha çok şey varken, bir umutken, birden perde kapanıyor. Daha çokça güzelliklerin hep birlikte yaşanabileceği ihtimali varken birden Işıklar gitti ve hepimizin ev ödevi yarım kaldı."
23 Temmuz 2011 Cumartesi
Bizim Optik...
Asi Ruh belgeselinde Sarı Fırtına, Optik Başkan için "Bizim Optik" der. İşte öyleydi... Bizimdi, çok bizdendi.
O yüzdendir ki, Optik Başkan gittiğinden beri siyahımız daha kara.
24 Temmuz 2010 Cumartesi
Işıklar İçinde


1969 yılında, İstanbul’da bir Kadırgalı olarak dünyaya geldi Optik.
Herkes babadan, o dededen Beşiktaşlı olarak altısında iken gittiği ilk maçında Beşiktaş yenilmiştir ve hüzne gark olup ağlar.
Gaziosmanpaşa’da orta mektepte iken, tribünle birlikte nefes almaya başladığında aynı dönemlerde sabahlamaların ortasındadır Optik. Kulağından çekilip, kıçına tekme vurularak hadi doğru eve bakiim denen çocuk. Annesinin gözünü yollarda bırakan çocuk.
Deplasman otobüsü hareket edip, uzaklaştıktan sonra geri gönderilmesini imkansızlaştırıp, ortaya çıkan çocuktur Optik. Kabataş Erkek Lisesi’nin 343 Mehmet Işıklar’ı, zeki ve Beşiktaşlı oluşu ile hafızalarda yer eder hep.
Pazartesinden sonraki her gün yoklamada mevcuttur Optik. Pazartesi, onun tatil günüdür. Ya pazardan Beşiktaş ile beraberdir, ya da deplasmandan yeni gelmiştir.
Aynı yıllarda çArşı’nın temellerini atarlar arkadaşları ile beraber.
Lise sonrası Mimar Sinan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenimine devam ederken, tarihten daha çok feyzaldığından olsa gerek üniversite sınavına tekrar girip, iyi bir derece ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne girer. Aksatmadan sürdürdüğü öğrenim döneminden sonra Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik stajını yapar.
Sonrası Çubuk’da bir yatılı lisede öğretmenliktir. Herkese hak ettiği kadar; ama Beşiktaşlı kardeşlerine gönül kanaati olarak bir not fazlasını veren bir öğretmen. Gönlündeki zenginlik ile fakir fukara babalığı yapan bir öğretmen. Öğrettikleri yalnızca sınıfındaki yatılı öğrencileri ile sınırlı değildir.
İki yıllık bir aradan sonra askerliğinin ertesinde bir daha terk edemez semti. Tribünlere kalıcı olarak döner.
Sokak köpekleri dahi sahipsiz değildir artık.
O bir liderdir. Liderliğini şöyle anlatır; “Anadolu’dan gelen kendimizin ve rakibimizin taraftarları ile bile tek tek ilgileniyorum; çünkü liderlik bunu gerektiriyor.”
Beşiktaş’ı mazeretsiz yasayan güzel insan...
Daha çok şey varken, bir umutken, birden perde kapanıyor. Daha çokça güzelliklerin hep birlikte yaşanabileceği ihtimali varken birden Işıklar gitti ve hepimizin ev ödevi yarım kaldı.
25 Temmuz 2009 Cumartesi
Sensiz Geçen Günlerin...

Ne zaman aklıma düşse hep aynı yerde takılı kalıyorum. Çıkamıyorum işin içinden, çıkalacak bir yanı da yok gerçi.
Ne olurdu sanki Beşiktaş'ı bir kez daha canlı izleyebilseydi, çok da yaklaşmıştı üstelik. Nasıl şafak sayıldığını anımsıyorum, herkes de bir heyecan, geliyor be hakikaten geliyor diye konuşmalarımız. Sonra duyuyoruz ki O'nda da varmış büyük bir heyecan, sabırsızlık.
Çok güzel olacak bu sene, "Bir Baba Hindi" nasıl yapılırmış gösterecek cümle aleme, Gündoğdu'yu beraber söyleyeceğiz.
Ah olmadı be Mehmet abi...Kara Temmuz'un başrolünde sana da yer verildi. Çok yaktın canımızı, öyle ki sızısı geçmek bilmiyor.
Senden sonra da her şey hızla kötüye gitti Mehmet abi. Biz emanete iyi bakamadık, hakkını veremedik. Ah canım abim affet sen bizi.
Ruhun şad olsun, Vedat abimize de iyi bak.
24 Temmuz 2009 Cuma
Çok Özledik Be Abi !

''Güneş mi diyeyim düş mü diyeyim
İsyan mı diyeyim öçmü diyeyim
Yeni bir dünyaya göç mü diyeyim
Nasıl anlatayım hasretim seni''


