9 Aralık 2008 Salı

Piano Only Love - Piano Instrumental


Birkaç gündür düzenli olarak dinliyorum. 2 albüm, enstrümantal parçalar, sadece piyano kullanılmış. Genel olarak keyifsiz geçen şu günlerde dinlendirdiği kesin.





http://rapidshare.com/files/171551988/VA-Piano_Only_Love-2007-CEC.rar

http://rapidshare.com/files/171535612/VA-Piano_Instrumental_Vol_1-2007-CEC.rar

istek kipi (-se)

arjantin'e hoca oldu ya maradona, sarı fırtına geldi hemen aklıma.
herkes hemfikirdi galiba sadece maradonanın gelmediğine arjantinin başına, zulasında bir ruh taşıyordu. ismi simge, yüzü bayrak, 10 numara forması afiş olmuş biri.


bir arkadaşıma bakıp çıkacağım der gibi beşiktaşa gelip giden futbolcular var.
koltuk sevdalısı bir başkan, başarısızlık abidesi, tek seveni olmayan.
yenilgiyi sindirebilirdi bu taraftar ama eriyip giden beşiktaş'a sessiz kalamazdı.
ancak deniz tarafındaki kaleden dalgalanamıyordu yönetim istifa sözcükleri karşı tarafa.

taraftarın başkan seçme gibi lüksüde yoktur işin aslı, bakınca etrafa çetrefillice bir o isim geliyor şu anda akla; İbrahim Altınsay.
altınsay başkan beşiktaş şampiyon desek farkımız kalmaz diğerlerinden.
altınsay başkan beşiktaş yeniden beşiktaş derdimizi anlatır kısa yoldan.
bir de zulasında ruh taşıyan bir adam takımın başına ; Metin Tekin.

giriş,gelişme,sonuç düzeninden yoksun bir yazı. aksak cümleler, eksik kelimeler.
ruh halimin yansımasıdır.

Sen, Ben, O


Günün yoğunluğunda koşuştururken birden rastlanan manzara

5 Aralık 2008 / Konak Meydanı

8 Aralık 2008 Pazartesi

İyi Bayramlar


Bayram sabahı da olsa
Sensiz geçen günü neyleyim...

Herkese iyi bayramlar

6 Aralık 2008 Cumartesi

Beşiktaş'ı Geri Verin!


Teknik analizmiş, detaymış umrumda değil. Kaybola Beşiktaş var günden güne. Sahada Beşiktaş'ı umursamayan sadece kendilerini düşünen oyuncular var. Beşiktaş'ı en çok ben seviyorum edası ile davranan ama Beşiktaş'a en büyük zararı veren başkan var. Şampiyonluğu her ne kadar istesek de o da aslında umrumuzda değil. Siyah-Beyaz'ın altında Beşiktaş'lı adamlar görmek isteğimiz, mağlup olunsa bile sahayı terkeden oyuncuları gururla izlemek isteğimiz.

Beşiktaş böyle değildi, bana Beşiktaşımı geri verin!

4 Aralık 2008 Perşembe

istanbul

suadiye'den bir enstantane. balıkçı kayıkları ve deniz otobüsü.


bu sabah istanbul'da gündoğumu. cihangir'den


2 hafta öncesinde ki gökkuşağı. beşiktaş-kadıköy iskelesinden.


bildirgeç'te bir haber okudum. amatör fotoğrafçılar , fotoğraflarını birkaç internet sitesi aracılığıyla satışa çıkarıyormuş. yüzbinlerce fotoğraf arşivi birikmiş doğal olarak.
free download hizmetine sunuyorum bende çalışmalarımı. önce fotoya tıklayın, sonra açılan pencerede sağ klikleyip farklı kaydet diyerek bilgisayarınıza indirin.
tabi ki beğenirseniz. talebe göre ücretsiz foto hizmetlerimiz devam eder belki .

timecode


yine yoğun iş temposu... yaptığım iş aynen yukarıda ki timecodelarla ilgili. yani rakamlarla oldukça içli dışlıyım.

zamanın gozumun onunden hizli gecisini kare kare yasamanin verdigi sancidir gecenin bu saatinde yazmaya iten. ve anladim ki dakikalar uzerine bir kurulu yasam suruyorum. stadda, işte ve yolda geçen 90 dakikalarım ... bazen bitmesini istemedigim, bazen uzatmalarin 1 dakikasina hatta 1 kareye dayanamadigim.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Tez Zamanda


Bir süredir dönen bir haber vardı. Serdar Kurtuluş'un söylemiş olduğu bazı cümleler. Doğru mu, değil mi diye bilmediğim için yorum yapamıyordum. Bursa'da özel bir okulu ziyarete giden Serdar Kurtuluş'un kendisine sorulan "başka bir takıma giderseniz, nereye giderdiniz?" sorusuna şöyle yanıt verildiği iddia edilmişti.

"Futbolcu böyle birşey düşünemez çünkü profesyonel bir oyuncudur. Elbet herkesin gönlünde bir takım vardır. Ben her zaman oynadığım takıma elimden gelen desteğin en iyisini vermeye çalışıyorum. Ekmeğimi kazandığım takım için ter dökerim. Tabii ki gönlümde bir takım var, ama bunu söylemek istemiyorum."

Örnek olarak kimi alındığı sorulduğunda da:

"Emre Belözoğlu'nu çok seviyorum. Hem futbolu, hem kişilik olarak Emre Belözoğlu'nu kendime örnek alıyorum." diye yanıt vermiş.

Bu söyledikleri gerçekmiş Serdar'ın. İddiadan ibaret değilmiş yani, görüntülere da yansıdığı için böyle söylüyorum.

O yüzden tez zamanda örnek aldığı abisinin yanına gitmesi temennisiyle.

Le Koala


1 aya yakın bir süre her yerde oyuncak koala aradım. Oyuncakçılara gittim, internetten baktım. Bir türlü bulamadım. Üstelik garip dialoglar yaşadım, abim de bir yandan aradı, kendisine koala yerine ayı satmaya çalıştılar. Bizde var böyle bir özellik, müşterinin istediği şey yok ise hemen başka bir şeyi önerme.

-Abi koala yok, ama ayı vereyim??!!
(bu yanıtla senden iyi ayı mı olur )

Tam pes etmişken bir arkadaşım buldum dedi. Koala di mi, eminsin, ayı olmasın dedim. Güzel bir yanıt aldım kendisinden:) Neyse aldık koalayı, düştük İstanbul yoluna. Sahibine teslim ettik, yemini eksik etme, gurbette hayvan öğütleri vs.

Hayvana üçlü de çektirdik, arjantin bardakta bira da içirdik. Bunların hepsi neyse de, 2 gün sonra semtte, kazandibinde otururken, masanın üstünde katalog vardı. Bir internet sitesinin katalogu. İçinde koala var. Biz bulana kadar çatladık ya, şimdi zebil gibi koala olur her yer.

1 Aralık 2008 Pazartesi

Deivson Rogério da Silva - Bobo


İlk geldiğinde büyük bir çoğunluk kim bu dedi? Ülkeye gelen vasat ve vasatın da altındaki Brezilyalı oyuncuların çokluğu düşünülürse soru işareti olması gayet doğaldı. Ama kimileri bu soru işaretini abarttı, izlemeden, hakkında bir şey bilmeden garip yorumlarda bulunmaktan çekinmedi. Bunlardan birisi de Kaptanımız Sanlı Sarıalioğlu'ydu. Beşiktaş taraftarı Bobo'nun gönderilmesi için Taksim'e yürüyüş düzenlemeli dedi. Ne garip...Bir zamanlar top oynamış birinin bu sözcükleri söylemesi.

Kimisi ismi ile dalga geçti, uzun bir süre Bobo'nun futbolculuğu hakkında konuşulmadı. O ise geldi, gollerini attı, gollerini atmakla kalmayıp kendini geliştirmeye devam etti. Ki bu bizlerin pek alışık olduğu bir şey değil. Bobo her geçen gün üstüne bir şeyler katmayı başardı. Brezilya Milli Takımı'na dahi çağırıldı. Evet Brezilyalılar dönem dönem bunu yapıyor, genç oyuncularını yakından gözlemlemek adına bu tarz fırsatlar yaratıyor. Ancak bu Bobo'nun izlendiğinin, farkında olunduğunun bir göstergesidir. Birçok yabancı oyuncunun ülkemizi tercih etmeme sebeplerinden biridir bu. Milli takımlarında oynama şanslarının azalması, Türkiye'ye geldikleri takdirde gözden uzak olmaları.

Bütün bu klasik tabirlerin dışında Bobo'yu yeniden 11'de görmek istiyorum. Ligin başından beri Beşiktaş'ın hücum hattının ne kadar iyi olduğu konuşuluyor. Ancak o sözde "iyi"nin meyvesini yemedik henüz. Vazgeçilmeyen adam Nobre oldu. Nobre'nin mücadelesini, hırsını asla küçümsemiyorum. Bu tamamen ayrı bir başlık konusudur. Fakat takımda Bobo gibi bir oyuncun varken, ısrarla yedek bırakılmasını da anlamıyorum.

Bir sürü teknik detay söylenebilir, nasıl bir oyuncu olduğu hakkında. Söz konusu Beşiktaş iken zaten yeterince duygusalım ve şu an Bobo konusunda da aynı duygusallığı yaşıyorum. Seviyorum ben bu adamı, Beşiktaş'lıyım diyip başka takımlara giden oyuncuları sık yaşamış bir taraftar olarak, gol attıktan sonra kimi zaman armayı öpmesini samimi buluyorum. Sahada iyi olmadığı zamanlarda yüzündeki mahcubiyeti görüyorum. Birçok golcü profilinin aksine bencil olmayışını takdir ediyorum. Ve şimdilerde yedek kulübesindeki hüzünlü adama üzülüyorum.

Endişeleniyorum ocak ayında ayrılır diye takımdan.

Eğer Bobo giderse, Carew'in gidişi gibi olur. Biz yine kafayı vuracak bir yerler ararız.