5 Ocak 2010 Salı

Şöför Erkan ve Şakir

Bu bizim takımın şöförü Erkan Zengin. Tıka basa doldurmuş aracı. Kendisiyle birlikte 12 kişi var.


Burda ise Şakir var. Onun arkasında ise Kupa şampiyonu Beşiktaş.

1 Ocak 2010 Cuma

Beşiktaşım Benim...#8 ( 4 Kasım 2003 Beşiktaş - Sparta Prag)



Epey zaman oldu, seriye devam edelim.

2003-2004 Şampiyonlar Ligi Grup maçları. Lazio, Chelsea, Sparta Prag ile aynı gruptayız. Stanford Bridge'de alınan galibiyet ve o maçın rövanşının son dakikalarında, ekranın sağ alt köşesindeki görüntü ile yıkıldığımız an. Bunlar da ayrı birer Beşiktaşım Benim konusu.

Deplasmanda oynanan maçı 2-1 kaybetmiştik. Ahmet Dursun'un maç boyunca dünyaları kaçırdığı maç olarak kalmıştır aklımda. O maçı kaybedince, evimizdeki maç daha anlamlı hale gelmişti.

Cordoba, Ahmet Yıldırım, Zago, Ronaldo, Tayfur, Guinti, Kaan Dobra, İbrahim Üzülmez, Pancu, Sergen, İlhan Mansız. En sevdiğim formalarımızdan biri ile sahadayız.

Kapalı tribün localı hale gelmiş. O eski büyülü görüntüsünden uzak. Bu olumsuzluğa rağmen tribünler o gün harikaydı. Maçın ilk dakikasından itibaren yüklenmiştik. Bir türlü erken bulamadık golü. Gol geciktikçe sıkıntı arttı. Son 10 dakikaya girdiğimizde, böyle biterse yazık olacak dediğimiz anda Sergen'in harika ortası, Ronaldo'nun doğru zamanda, doğru yerde oluşu : Gol!

Öyle bir rahatlama anıydı ki, Beşiktaşlı olmayan çoğu kişi bile nihayet demiştir. Gol sevinci de bir o kadar güzeldi. Golün olduğu anda İlhan'ın hareket etmeden tek başına sevinmesi olduğu yerde, ardından tüm takımın Ronaldo'yu kalenin içinden çıkarmaması. Sevmişimdir her zaman gole yakın olan stoperleri.

İlginç bir gruptu vesselam. Hem çok sevindik, hem çok üzüldük.

Arşive katmak isteyenler için:

Beşiktaş - Sparta Prag ( 4 Kasım 2003 )

30 Aralık 2009 Çarşamba

Mutlu Yıllar


Herkese mutlu, sağlıklı seneler. Arzuladığımız, özlediğimiz Beşiktaş'a kavuşmanın senesi olur umarım.

24 Aralık 2009 Perşembe

Haydi Seba'ya

27/12/2009
Süleyman Seba Spor Salonu
15:30

Beşiktaş, futbol takımından ibaret değildir.

Kısa Kısa


- İlk yarı boyunca nedense bir türlü iyileşipte kadroya giremeyen Batuhan Eskişehir'e kiralık verilecek gibi. En az 8 golü yine garanti. Bizim golcülerden hiçbiri o rakama ulaşamayacak tabi ki.

- Serdar Kurtuluş'u Türk futboluna kazandıran Denizli'nin yeni armağanı Serdar Özkan. En iyi ihtimal Kiralık verilecek.

- Ah be Çocuk, Heyecan yaptı heyecan dedi milyonlarca Beşiktaş taraftarı Korcan'ın hataları karşısında. İllet.com.tr genç kaleciyi bitirme seanslarına başladıysa da taraftara sökmedi manşetleri.

- Başka Semtin Çocukları. Memleketin prototip halinin sinemaya yansıması. Filmin post aşamasında yarım yamalak izlemiştim ancak bu kadar iyi olduğunu farketmemiştim.

- Cm 2010'da 2027 yılına kadar gelmiştim. 34 tane kupa, içinde CL ve Süper Kupa'da var. Windows 7'ye geçelim dedik Cm'yi backup alarak. Windows 7 ise 34 kupayı hiçe sayarak Cm'yi save dosyalarıyla açmamakta direniyor. 34 Kupayu Unutma Vefasızlık yapma diyeceğimde Windows 7 fena bir işletim sistemi. Sil baştan başlayamıyorum Cm'ye. Bahane oldu Windows 7.

- Tv izlemem hele dizi hiç izlemem. Ama bu aralar Geniş Aile'ye sardım. Ne dehşet birşey yahu. Al sana memleket orjinli dizi.

- Hare markalı Türk kahveli-kremalı likör Tekel'in şimdiye kadar yaptığı en iyi iş. Tam bilgisayar başı içeceği.

- İstanbul trafiği bitsin ama lütfen bitsin.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Mustafa Denizli



Dün maç sonu açıklamasından

'' düşündüğümüzün 5 puan gerisindeyiz''

Düşün adamı Denizli. İddaa oynar gibi Beşiktaş'ın maçlarına puan hesaplamakla oluyor mu bu işler ? Bu söylemi son zamanlarda iyice fazla kullanmaya başladı. Öte yandan takımı taktik olarak asla üst kademeye taşımadığını görmek için 2 maç yeter. Ersnt'in olmadığı Wolfsburg maçı, Ferrari'nin sakatlanıp çıktığı Bursa maçı. Bonus olarak ise dizilişi değiştirdiği Trabzon maçıda hatıralardan pek kolay çıkmayacak. Bu 3 maç üzerinden baktığımızda takımın aldığı galibiyet serisine Denizli'nin başarısı olarak görmüyorum. Futbolcuların bireysel yetenekleri ve özverileri.
Takımın Avrupalı marabaları Ernst ve Ferrari bu takımın yarısı ediyor.
Üzülmez adeta İsmail ile forma savaşına girmiş.
Bobo 2 kaçırsa 1 atıyor. Ama en önemlisi gol posizyonuna girebiliyor.
Fink ancak Ernst ile Sivok ise Ferrari ile birlikte iyi ikili olurmuş. Ernst ve Ferrari oynadıkça Fink ve Sivok'un performansı iyi gözüküyor.

Gel gelelim taktik olarak ne yapıyor bu takım.
Topu kanatlara taşıyamayan Beşiktaş, Duran top organizasyonu olmayan Beşiktaş.
Organize gelemeyen Beşiktaş, Dikine çıkamayan Beşiktaş.
Denizli'nin yapması gerekenler ve yapamadıkları bunlardır.
Bursa maçında Yusuf hamlesi ekşi sözlükte ''hayata dair iç burkan detaylar'' a girecek cinsten.
Yusuf ilerde top tutacak(mış). Yusuf yedek kulubesinde topu elinde tutamayacak kadar kendinden geçmiş iken kurtarıcı olarak sahaya sürülüyor. Buradan bir cut geçiş yapalım. Denizli'nin 4 gün önceki açıklamalarından.

''Bu takımda sezon biterken sürekli oynayan gençleri göreceksiniz''
Kulağa hoş gelen bir söylem ama Denizli gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda pek inandırıcılığı yok. Kendisinin şimdiye kadar ülke futboluna kazandırdığı futbolcu var mı bilmiyorum. Bir de tabi ki bu cümlenin başına bakalım.

''üst sıraları yakalama amacında oldukları için son haftalarda genç futbolculara şans veremediklerini ifade ederek, ligin ikinci yarısında onlardan da faydalanacağını söyledi.''
Beşiktaş ligin ikinci yarısında Şamiyonluğu garantilemiş mi olacak ki genç futbolcular kadroda yer bulabilecek ? Ya da şamiyonluğa erkenden veda edeceğimizi mi kestiriyorda gençlere kadroda yer verecek ? Ve en önemlisi de kadronun 22'ye ineceğini söylemesi. Rıdvan'ı , Necip'i kadroda tutarak mı ?


Kendi söylemleriyle çelişen, bırakın uzun vadeli planlar üzerinde çalışmayı, 1 maçlık taktik yapmaya bile gerek duymayan bir hoca haline geldi Denizli. Dün maç içinde hakemle konuşmuştur, birkaç maç sonra basın toplantısında ilk olarak hakemleri konuşmaya bile başlayabilir. Başkanlık seçimlerinin kendisi için pek önem teşkil etmediğini belirtti. Başkan değişmesi durumunda 2 ihtimal vardır. Ya Denizli istifasını verir ya da yeni yönetim Denizli'den istifasını ister. Ağzından düşürmediği Çeşme'sine erkenden kavuşur. Yusuf'a da bir oda açsın evinde. Romatizmaları azmış garibimin iyice.

17 Aralık 2009 Perşembe

Firefox Maç Sonuçları Eklentisi

FootieFox eklentisi ile 200 tane lig 60 tane ülkenin maç sonuçlarını kicker.de aracılığıyla canlı olarak görebiliyorsunuz. Kurulumu tamamladıktan sonra istediğiniz ligleri seçiyorsunuz. Sayfanın sağ alt köşesinde barınarak hizmet veriyorlar.
Browserlar arası eklenti rekabeti sağolsun.
Faydalanmak için buradan.

Masum Bursa Taraftarı


Üzülmemek elde değil.
Şehirlerinde her renk ve takımın olmasına saygı duyan değerli Bursa taraftarları terbiyeli bir deplasman yapamayacak. (!!!)

Neden herşeye bu kadar masumane bir çerçevede bakılıyor. Daha 2 ay önce sadece bursa otogarında mola veren bir otobüsteki Beşiktaş taraftarını döven Bursalılar değil mi ?
Adana'da oynanan maçta bizim taraftarın arasına girip çoluk-çocuğa saldıran bunlar değil mi ?
Bir gazetenin haftasonu ekine '' yolda siyah-beyaz inek gördük, sinirlenip oracıkta kestik'' diye demeç veren hangi takımın tribün lideri ? Bu örnekleri sadece ulusal medyadan takip ettiğimiz kadar biliyoruz. Bir de medyaya yansımayanlar vardır.

Emniyet'in yaptığı ya da yapamadığı eleştirilecek bir durumdur. Ama bunu yaparken bu kavga bitsin demek cahilliktir. Hangi kavga bitsin ? Ortada bir düşmanlık varsa bu Bursa taraftarının paranoyaları sonucu Beşiktaş'a olan düşmanlığıdır. Beşiktaş taraftarı ise Bursa'nın bu oyununa gelmez. Beşiktaş'ın rakibi değildir bir kere Bursa. Bunu belirleyen ligdeki konum felan da değildir.

Gören-duyan sanacak ki bursa taraftarı delikanlı gibi gelecek takımını destekleyecek gidecek. Böyle bir amaçları varsa zaten belli ederlerdi. Şehirlerinde ne zaman ki insanlar formalarıyla-atkılarıyla rahatça dolaşırlarsa o zaman niyetlerini belli etmiş olur bu takımın taraftarı.

En iyi senaryo ihtimalini yazayım. Önümüzde ki senelerde Bursa taraftarının inönüye gelmesine izin çıktı ve Beşiktaş Bursa'yı yendi. Ertesi gün Bursa'da ki Beşiktaşlıları nasıl bir gün bekler ? Buna düzgün bir cevap verilebiliyorsa Bursa taraftarı yarın gelsin İnönü'ye.

Bir büyüğümüz güzel bir söz söylemiş ''Nefret bizim gıdamız olamaz'' diye. Nefret bizim gıdamız olamayacağı gibi gıdası Nefret olana da sevgi ve saygı ile yaklaşamayız.




14 Aralık 2009 Pazartesi

Manisaspor Deplasmanı


Bir önceki mesajda temsili foto koymuştum. Şimdi ise gittim, gördüm, yedim diyorum. Maça dair söyleyecek pek fazla şeyim yok. Bobo harika bir gol attı. Defalarca tekrarı sıkılmadan izlenebilecek bir gol, her golcünün atamayacağı türden bir gol. Geri kalan kısımda müthiş soğuk aklımda daha çok yer etmiş.

Biz maçı donarak izledik, Mustafa hoca da izledi sağolsun.

Manisa'ya Smyrnian Kiwi ve muhteşem şoförümüz Eser ile gittik. Gözümüz soğuktan nasıl korktu ise iner inmez bir süre sadece havadan konuştuğumuzu anımsıyorum. Bilet sorunu da ortadan kaldırıldıktan sonra asli hedefimize yöneldik. Hayır, sanki ilk defa mereti yiyeceğiz. Nasıl bir mutluluk hali. Güzeldi arkadaşlar, valla güzeldi:)

Güneşin yok olduğu vakitlerde diğer şehirlerden gelenlerin sayısı arttı. Antalya, İstanbul, Denizli...Deplasmanların en sevdiğim yanı bu. Araçlardan iner inmez birbirlerine sarılan insanlar.

Sonrasında içeri girmek çileliydi. Üstelik biz içeri girdikten sonra daha da fena şeyler yaşanmış. Sorumlusu da Manisa emniyeti. İnsanları balık istifi gibi bekletmek ile ellerine ne geçti acaba? İçeriye girdiğimizde beklediğimden daha fazla bir kalabalık vardı. Maça doğru sayı iyice de arttı. Ancak bugüne kadar şahit olduğum en kötü birkaç tribünden biriydi. Maç öncesi dışarda türlü türlü beste söyleyip, bolca küfür eden şahıslar içeri girince sessiz kalmayı yeğelemişlerdi. Bir de bunların maç boyunca susup, maç bittikten sonra bağıran versiyonları var, o da ayrı bir güzel. Tabi keşke sadece bu olsa. Bir de düzenli olarak küfür eden arkadaşlar var. Onları acaba ne mutlu ediyor diye düşünüyorum. Oyuncu ayağına topu alır almaz eylem adamı oluyorlar. Ne yazık ki bu şahısların sayıları artıyor. Bu sadece Beşiktaş tribünlerinin değil, her tribünün sorunu. Sadece skor tabelası ile ilgilenen, rüzgar ne yönden eserse o tarafta olmayı seçen ve bunun adına Beşiktaşlılık diyen. Dün akşam öyle örnekler vardı ki bu konuyla ilgili. Hakikaten buraya yazmaya utanıyorum.

Maç sonunda bozuk olan keyfin mezesi de soğuk hava oldu. 2 sene önceki deplasmanı düşününce tek hatırladığım bu berbat havaydı. Yine aynı şey oldu. Tabanlarımı alıp götürmüşler, benim haberim yokmuş. Eldiven içinde olmasına rağmen parmaklarımı da almışlar meğerse. (Eldiven al çağırılarına dikkate almayan, ben üşümemcilere selam:)

Dönüşte eve servis ile tam hizmet veren Eser kaptan ile, montuyla Manisa sokaklarında cengaverlik yapan kardeşim Smyrnian Kiwi'ye teşekkürler. Çok güzel bir deplasman oldu.

Tek atkı ile gittim, toplamda 4 atkı ile döndüm. O da ayrı bir güzeldi.

13 Aralık 2009 Pazar

Bu Hafta Türk Hakemleri Şerefli

Dün öğlenden beri hasta yattığım için ancak bakabildim maç sonuçlarına-yorumlarına. Hiç kimse hakem için atıp tutmamış. 2 gün önceki maçtan sonrada kimse hakem hakkında yazı yazmamıştı.

Hakem hatalarından Türk futbolu kurtuldu mu ? Daha temiz bir lig mi oldu artık ?
Geçen hafta futbolcusundan- kulüp başkanına koparılan yaygara giden 3 puanlar için değildir de nedir ?
Sizin toplarınız karşı kalenin çizgisini geçiyorsa hakemler şerefli. Çizginizi geçen topları hakemler görmüyorsa şerefli. Olmayan kornerlerden attığınız goller olunca hakemler şerefli. Sizin korneriniz verilmeyince hakemler şerefsiz.

Sizin şeref kavramınız kendi şerefiniz kadar.