Niye Beşiktaş dediklerinde "Öznesi Beşiktaş olan hikayelerin hastasıyız" diyoruz. Tek efsane vardır, o da Beşiktaş'tır diyen Sarı Fırtına ile kalbini Beşiktaş'a açan Önder Özen. Ömrünüz uzun, birlikte hikayelerimiz bol olsun.
Önder Özen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Önder Özen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Şubat 2015 Pazartesi
15 Temmuz 2014 Salı
"Özen"siz Beşiktaş
Yapmadığın, dahil olmadığın şeylerle ilgili utanma, mahcubiyet hali çok fena. Çok yoruyor, çok hırpalıyor insanı. Canım Beşiktaşım bir süredir bu duyguyu sıkça yaşatır oldu. Önder Özen'in de gitmesiyle ayyuka çıktı bu durum.
Çok utanıyor ve bir o kadar mahcup hissediyorum kendimi. Çalışmak isteyen, kendi çıkarlarını değil de gerçekten bu kulübü düşünen, emeği ile anılmak istenen düzgün bir adamı yine o "çarka" teslim ettik.
İyi ki geldin demiştik, keşke "iyi ki"li cümlelere devam edebilseydik. Nice Beşiktaşlının gönlünde bir ömür yerin çok başka olacak. Belki bir gün ha hocam...
Çok güzel demişsin vaktiyle hocam:"Futbolun adaleti vardır. Adil görünmemesinin nedeni, oyunun unsuru olan veya unsuru bile olmayan insanların çirkinliğidir."
Sen, bizi bağışla.
Yolun açık olsun.
13 Kasım 2013 Çarşamba
Önder Özen - Kadir Has Üniversitesi Panel Notları
Futbol genel direktörümüz Önder Özen, bugün Kadir Has Üniversitesi'nde bir panele katıldı. Sevgili kardeşim Berk de orada olamayanlar için Önder Özen'in umut ve güven veren düşüncelerini not aldı. Berk'e paylaşımları için, Önder hocaya da sonsuz güzelliği için teşekkürler.
Önder Özen'den güzellikler:
- Sambade ile anlaştıktan sonra planlarımız hakkında konuştuk. Bize Casillas gibi dünya çapında fenomen bir kaleci bul dedik. Bulacak ya da yaratacak. Ayrıca her ay özkaynağımızdaki 14 kaleciyle spesifik bir konu üzerinde çalışmalar yapıyor. Bir ay yan topsa, diğer ay adımlama çalışması gibi.
- Yetenek seçimi 2 türlü olur. Hem anatomik, hem de koordinasyon. Eski Doğu Avrupa ülkeleri, sporcuyu sadece aşil tendon kiriş çapına bakarak seçerlerdi. Batı Avrupa'daysa koordinasyon ön planda. Benim için ikisi de geçerli.
- Hep bahsettiğim 7 büyük görevimden içime sinmeyen tek şey scouting oldu, yakında sinecek. Mesela artık Hollanda'dan futbolcu kaçırmayacağız diye düşünüyorum. Biri yetenek vaat ediyorsa, o oyuncudan önce biz haberdar olacağız.
- Bir scout, bize Isaac Success hakkında rapor vermişti. Oyuncuyu çok istedik, almamıza ramak vardı ama çok küçük bir farkla Udinese'ye gitti. Udinese'nin müthiş bir scout ekibi var. Gökhan İnler, 2003 yılında 2 ay F.Bahçe'de denendi ama beğenilmedi. Udinese, Gökhan İnler'i F.Bahçe'deki o 2 aylık deneme süresinde buldu ve aldı.
- Udinese ve Birmingham gibi kulüplerin sıralamadaki yerleri ne olursa olsun, kasaları her zaman artıdadır. Udinese'nin 240 profesyonel sözleşmeli futbolcusu var. Birmingham, Zarate'yi Arap Yarımadası'nda bulup, kendi oynatıp, sonra da Lazio'ya satmıştır. Birmingham'ın sadece Türkiye'de 8 scoutu olduğunu biliyorum. Kim olduklarını bilmiyorum.
- Leverkusen kulübünü görme fırsatımız oldu. 7000 m rakımlı bir yükseklikle aynı özellikleri taşıyan bir oda yapmışlar. Bu odada, yorgunluk yaratan laktik asitleri çok kısa zamanda yok edebiliyorlar. Biz ise aynı etki için 2 gün harcıyoruz. Benzer odadan inşa etmeyi düşünüyoruz.
- Ahmet Nur Çebi önderliğinde bir medya organizasyonu yapılanması oluşturulacak. Takımdan da artık daha sağlıklı haberler alabileceksiniz.
- Kötü gidişleri durdurmak için takımların ağabeylere ihtiyacı yoktur. Ne yapacağız? Futbolcuya harçlık verip, saçını mı okşayacağız? Performansa 4 faktör etki eder: Teknik, taktik, fiziksel ve psikolojik. Bunları da takımın hocası çözer, ağabeyi değil. Bu dört faktörden 1-2'sinde sıkıntı varsa, bu bir kriz değil, problemdir. Beşiktaş'ta da kriz değil, problem oluşmuştur. Ve Bilic bu problemleri çözebilecek kişidir. Bilic çözemeyecek de spor programlarında sallayan birkaç gros tonluk adam çözecek öyle mi?
- Bir ayağımızı Avrupa yakasına attık sayılır. Genç futbolcuları bünyemize katmamızı yardımcı olacak bir kulüple anlaşmış gibiyiz. Normalde Avrupa yakası gençleri G.Saray'ın, Anadolu yakasındakiler de F.Bahçe'nin elinin altında gibi görünüyor. Beşiktaş, kendi semtine sahip ama şöyle bakarsanız Fulya'nın etrafında Nişantaşı, Bebek, Ortaköy gibi semtler var ve açık konuşalım, bu semtlerden topçu çıkmaz. Biz, ucuz ekmeğin hangi bakkalda satıldığını bilen ailelerin yaşadığı semtlerin peşindeyiz.
- Bu haftadan itibaren, özkaynaktan Alperen A takıma çıkartılacak. Altyapı değil, özkaynak ifadesini kullanıyorum; çünkü bizim kulübümüzde böyle denir. Alperen'i teknik, taktik ve fiziksel olarak yeterli bulduk. Benim dönemimde A takıma çıkan ilk oyuncu olduğu için ben de Alperen adına ayrıca heyecanlıyım.
- Yorumculuk hiç içime sinmedi ve bence en başarısız olduğum alandı. Yorumculuk hayatımın çok uzun sürmeyeceğini biliyordum. Kırmızı, küçük bir kare çizdim ve kendi kendime bunun dışına hiç çıkmayacağımı söyledim. Ve çizgiyi hiç aşmadım. Birgün tekrar yorumculuk yaparsam aşabilirim.
- En başarılı dönemim, 2. ligdeki antrenörlük dönemim. Birgün finalde, penaltılarda, direkten dönen bir topla kupayı kaybettim. O an, hayatımı da kaybettim diye düşündüm. Benim dünya kupam oydu.
- Kazanmak öğretir ama kaybetmek daha fazla öğretir. Ben, hep kaybederek öğrendim. Keşke Dünya Kupası'na gidebilseydik. Futbolcularımız, ne olursa olsun çok şey öğrenecekti.
- Rahmetli babam, "Beşiktaş'ın hamurunda vardır son dakika golleri" derdi. Ve ben de buna çok inanırım geçmişten beri. Bu yüzden, G.Saray maçında kullanamadığımız o son top bence çok önemliydi.
- Bilic, küfür etmedim diyorsa, etmemiştir. Ha apartman çocuğu değil, iç savaş görmüş bir adam. Etmek istese kralını ederdi.
- Bence Akhisar'da kaybetmedik ama Rize ve Karabük maçlarında 4 puan kaybettik.
- Oğuzhan, ayağında top varken kendi jenerasyonunda dünya çapında bir oyuncu. Fizik olarak gelişmesi, psikolojik olarak güçlenmesi gerekiyor.
- Yeni üretilmiş ama kaza geçirmiş bir araba düşünün. Bizde böyle futbolcu sayısı fazla. Biyonik bir takım değiliz ama yaratmaya çalışıyoruz.
- Hacettepe'de başarısız bir antrenörlük kariyeri geçirdim. İlhan Cavcav, bana gelip: "30 senelik başkanım ama ilk defa bir hocama iyi takım kuramadım, affet dedi. O gün affettim. Ama dediğim gibi sadece o gün affettim.
Canlı izleyenler kendini şanslı saymalı. Spor adamlarının bu tür sohbetlerine tanıklık etmek ne yazık ki büyük şans bizim ülkemizde. Ne var canım, ne demiş ki yeni olan denilebilir. Scout hikayesi, senelerdir ülke sporunda konuşulan ama sonuç alınamayan mevzudur. Fakat kendi adıma bildiğini bu kadar doğru ve etkileyici ifade eden çok kişi görmedim. Özen'in kullandığı dil de etkileyici ve kararlılığı sizi de ikna edici türden.
Özkaynağa önem ver, doğru futbolcuyu bul-al vb. şeyler birçokları tarafından söylenebilir. Söylemesi zor değildir. Ancak tespiti bu kadar doğru yapıp, çözüme doğru yerden gitmeye çalışmak herkesin harcı değil.
Sürekli "Önder Özen, Beşiktaş için şanstır" diyoruz. Koyu puntolarla belirtilen yerleri okuyunca, Beşiktaş'ın da Önder Özen için ne kadar büyük bir şans olduğunu görüyoruz. Verdiği örnekler, bunları anlatış şekli, inandıkları... İnsanın çalıştığı yerde kendini doğru ifade edebilmesi, buna imkan sağlanması mühim. Özen'in de burada o aileleri bulacağına, özkaynağı kafalara kazıyacağına, kendi dünya kupasını burada kazanacağına, son dakika golleri ile kendinden geçeceğine inanıyorum. Yazılacaksa, böyle yazılacak "bizim hikayemiz".
Genç kardeşlerimiz, zaman zaman bizleri bu tür örnekleri dillendirdiğimiz için fazla romantik olmakla suçluyor. Atladıkları bir şey var. Onların romantizm dediği şeyden Beşiktaş gücünü alıyor. Valerenga maçı sonrası "oğluma ne diyeceğim" diyen taraftar, Demirkubuz'un kardeşinin sabaha karşı "abi Feyyaz şimdi ne yapıyordur" diye sorması, Özen'in "ucuz ekmeğin hangi bakkalda satıldığını bilen ailelerin semtlerinin peşindeyiz" söylemi. Hepsi aynı. Bu "romantizme" sahip çıkın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


