Serpil Hamdi Tüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serpil Hamdi Tüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2012 Cuma

Serpil Hamdi Tüzün'ün Kaleminden Metin Tekin

"Yıl 1975, Rahmetli Sahir GÜRKAN Hocamın önemli bir projesi olan T.F.F. Yaz Kursları’ndan birinde, İzmit’te, bir kurs yöneteceğim. 

Zamanında olmam gereken yerde oluyorum. Rahmetli Sabri KİRAZ Hocam (Zamanın Kocaelispor Teknik Direktörü) ile biraz sohbetten sonra, çocukların yanına gidiyorum. Seçme yapacağım. 5x5 veya 6x6 oynayacaklar. Grup 11-12 yaşlarında.

Çocuklardan biri düzgün ve özenli kıyafeti ile dikkatimi çekiyor. Açık mavi ve beyaz renkler halen aklımda. Çocuğun babası da çok yakınlık gösteriyor. Güleryüzlü, yardımsever. Adeta pervane oluyor. Yandık diyorum kendi kendime. Herhalde oğlunda çok fazla bir şey yok, O da benim kararımı etkilemeye çalışıyor. Bir sürü benzer örneği yaşadığım gibi...

Bu tedirginlik ile çalışmayı başlatıyorum. Ve 15-20 saniye sonra müthiş rahatlıyorum. Metin, yerinde duramayan bir tay gibi, sürekli hareketli... Ve en önemlisi top ayağına yakışıyor. Oyunu da akıllı oynuyor. İki ay Metin ile ve seçtiğim diğer oyuncularla iyi bir çalışma yapıyoruz. Yardımcım Nezih Hoca’nın da büyük yardımı ile... Eğitimin bir parçası olarak Eskişehir’deki kursun takımını orada yendiğimizi de hiç unutamam.

Metin’in babası Tarık Bey’i de yakından tanıyınca mükemmel bir insan olduğunu anlıyorum. Oğlunun iyi bir oyuncu olabilmesi için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır. Tabii okulu aksatmadan.

İyi günler her zamanki gibi çabuk bitiyor. Ayrılmamız çok zor oluyor. Benim de hep hatırladığım bir dönemdi bu. Metin ve Tarık Bey ile bu dostluk orada bitmiyor. Ben de kurs bittikten sonra BJK ile anlaşıyorum. Özkaynak Düzeni (o zamanki adı Futbol Okulu) olarak Kocaelispor Genç Takımları ile de yakın ilişkimiz var. Sık sık özel maçlar oynuyoruz. Biz gidiyoruz, onlar geliyor. Böylece Metin’in gelişimini de takip edebiliyorum. Tabii ben hep onu Beşiktaş’a almak istiyorum. Ama Kocaelispor haklı olarak vermiyor. Ta ki liseyi bitirene kadar. Yasalardaki bir değişim Metin’in Beşiktaş’a transferini kolaylaştırıyor, böylece Beşiktaş mükemmel bir insanı ve iyi bir futbolcuyu kazanmış oluyor. Kocaelispor, başta Nezih Hoca ve emeği geçen diğer hocalar ile Tarık Bey de bu duruma mutlaka çok sevinmişlerdir.

Metin ile ilgili bir başka anektod yıllar sonrasından. Ümit Milli Takım’da oynuyor. Kaptan... Şeref Stadı’nda sık sık karşılaşıyoruz. Bir keresinde bana kolundaki saati gösteriyor. Çok sevinçli. TFF hediye etmiş. Bursa’da Almanya ile 1-1 berabere kalmışlar. Onun için. Yahu Metin diyorum, bu maçın karşılığı var mı? Var diyor. Almanya’da... Eee sence bu sonuç başarı mıdır? diyorum. 0-0 bile bize yetmeyecek turu geçmek için. Haklısınız diyor. İşte böyle pırıl pırıl oyuncularımız hep “kurbandı, suçlu değil” derken tam da bunu kastediyordum.

Avrupa’yı gözünde çok büyüten zavallı yöneticiler, sınırlı beyinler, “Şerefli Beraberliklere” çoktan razı olan kimi yöneticiler ve teknik adamlar... Utanç verici 1-9-1 dizilişleri yanı sıra, “Kardeşim adamlar” muhabbetleri, oyuncularımızın gerçek güçlerini göstermelerini kısıtlayan en büyük engellerdi. Metin ile ne BJK Genç Takımları’nda ne de Genç Milli Takımlar’da birlikte çalışmak kısmet olmadı. Keşke olsaydı."

Kaynak: Serencebey (http://www.serencebey.com/tr/detay.aspx?id=1718)

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Serpil Hamdi Tüzün:Oyuncu Yetiştirmede 10 Hata

Özkaynak denildiğinde ilk akla gelen isim olan Serpil Hamdi Tüzün, Türkiye'de genç oyuncu yetiştirilirken, en sık yapılan 10 hatayı söylemiş. Yönetimin yerinde olsaydım, göreve geldiğim günlerde ilk yapacağım işlerden biri kıymetli hocayı göreve getirmek olurdu. Onun tecrübesinden, bilgisinden faydalanmamak, bunun akla gelmemesi anlaşılır değil. Üstelik Beşiktaş tarihine ismi büyük harflerle kazınmışken.

Hocaya göre:

1- Ana amacın gözden kaçırılması: Ana amaç, profesyonel takımın eskisinden daha iyi olmasıdır. Profesyonel takıma yansımayan başarı, başarı değildir.

2- Akademi Ligi'yle zaman ve para kaybedilmesi: Okyanuslarda köpekbalığı, balina ve bunlara benzeyen diğer balıklar arasında var olmayı başaracak balıkları akvaryumda üretemezsiniz. Akademi Ligi akvaryumdur, profesyonel liglerse okyanus. Bu noktada kilit sözcük "deneyim"dir.

3- Bu işlerin Avrupa'da daha iyi yapıldığının sanılması: Yüzyılların Avrupa korkusu, aşırı Avrupa hayranlığına dönüşmesin. Bu alanda İngiltere'nin önemli isimlerinden John Cartwright, 1970'lerdeki genç takım çalışmalarını cinayet olarak tanımlıyordu. Haklıydı. Avrupa'nın en önemli antrenör eğitim merkezlerinin hala anlayamadıkları birçok nokta var. Büyük resmi yok sayan Coerver Metodu'ndan, Mourinho'yu bile esir alan Grid Training Drilleri'ndan bir türlü vazgeçemediler.

4- Kariyer planlaması yapılmaması: Ajax vaktiyle bunu başarıyla uyguladı. Ürettiği genç oyuncuları her yıl vitrine çıkarıp, Avrupa pazarına sundu. Bu noktada kardeş takım uygulaması işe yarayabilir.

5- Futbolcuların okulu boşlaması: Önemli ilke budur. Futbolcular, liseyi mutlaka bitirmelidir. Yüksek tahsilde spor akademlerine öncelik verilebilir.

6- Avrupa korkusu: Maçlara yenik başlanmasın. Özgüven çok önemlidir. Bu da ancak yaşayarak elde edilebilir.

7- Amaçtan uzak pas yapılması, çalım atılması: Bunlar amaca, yani gol atmaya yönelik olmalıdır. Çok pas yapmak tehlikelidir. Şimdi gençlerin buna özendirilmesini çok tehlikeli buluyorum.

8- İstatistiklere kanılması: Futbolda, özellikle özkaynak düzeninde paslarla ilgili istatistikleri aldatıcı buluyorum. Amaca yönelik kullanılmıyorsa, topa sahip olma oranının hiçbir önemi yoktur. Kişiler ve takımlar hakkında yanlış fikir verir. Çok pas yapan, iyi oynuyor sonucuna varılmamalıdır.

9- Genç takım antrenörlerinin görevlerini basamak olarak kullanması: Genç takım antrenörleri, görevlerini kısa bir zamanda başka bir görevi kapmak amacıyla kullanmamalı. Çünkü yaptıkları iş çok önemli. Umarım bunu bir gün kulüp yöneticileri de anlar.

10- 5'e 2 egzersizlerine takılıp kalınması: Böylece oyuncular yanlışı öğrenir. Çünkü dar alandan çabuk çıkmak ve topun verildiği noktada çabuk oynamak hayati ölçüde önem taşır. Büyük resim hiçbir zaman gözden kaçırılmamalı. Barca modasına rağmen! Sahanın küçük bir bölümü kalabalık ise bu durum sahanın büyük bir bölümünün tenha olduğunu gösterir. Akıllı iş kalablıkta kalmak değil, oyunu çok çabuk tenhaya taşımak ve oradan işi bitirmektir.

Kaynak: FourFourTwo / Temmuz 2012

12 Nisan 2012 Perşembe

Serpil Hamdi Tüzün / Futbolda Özkaynak Düzeni IV










Bu bölüm ile kitap tamamlandı. Serpil Hamdi Tüzün'e ve yardımları için Ergin Aslan'a teşekkürler.

11 Nisan 2012 Çarşamba

Serpil Hamdi Tüzün / Futbolda Özkaynak Düzeni III









Not: Kimi sayfalardaki kaymaları mazur görün lütfen. Kitap dikişli değil, ciltli. Tarama işlemi sırasında sıkıntı çıkarabiliyor.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Serpil Hamdi Tüzün / Futbolda Özkaynak Düzeni I













Türkiye'de özkaynak denilince, ilk akla gelen isimlerden olan sevgili hocamız Serpil Hamdi Tüzün'ün "Futbolda Özkaynak Düzeni" adında bir kitabı var. Uzmanlık alanındaki bu çalışmanın ne yazık ki baskısı tükenmiş ve yenisi basılmıyor. Ergin Aslan, hocamız ile bir sohbet esnasında bizim de kulağımızı çınlatmış. Serpil Hoca da bu kıymetli kitabını imzalayarak, bizleri çok mutlu etti. Buradan da tekrar teşekkürlerimizi sunalım.

Ergin Aslan aracılığıyla kitabı tarayıp, bloga koymak istediğimi ilettim. Edinme şansı olmayan arkadaşlar için en azından bu yolu sunmuş olalım. Kitap toplamda 87 sayfa. Her seferinde aşağı yukarı bu kadar sayfa koymayı düşünüyorum. Arşivlere eklenesi bir çalışma.