Passolig olmadan öyle güzelsin ki Beşiktaş!
Şairler Parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şairler Parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Aralık 2014 Perşembe
14 Ağustos 2014 Perşembe
Yastayız
Beşiktaş... Fitbol... Eski dostlar... Kimsenin adamı olmayın... Beşiktaş'ı üzmeyin... Şerefli ikincilikler... MAF... ve daha binlerce şey.
Babasız kaldık.
Not: Çizim Gökçen Eke'ye aittir.
11 Mart 2014 Salı
Berkin Elvan Ölümsüzdür
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür
12 Aralık 2013 Perşembe
24 Eylül 2013 Salı
Bize Beşiktaş Derler...
Uzun yıllar sonra tribünü ateşleyen takım-teknik ekip, iyi-kötü
ne yaptığını bilen bir yönetim, kulübüne her anlamda sahip çıkan taraftar ve ilk
4 maçta gelen 12 puan... Bu rüzgarın bir derbiyle sekteyle uğrayabileceği tek
takım Beşiktaş. Sonuçta bu tip maçlarda kötü oynamaya da, gerilimi taşıyamayan
takımlara da, hakemler tarafından doğranmaya da fazlasıyla alışığız. Yine
benzeri oldu, ilk yarının sonlarına doğru rakibe teslim ettiğimiz top pahalıya
patladı. Fırat Aydınus denen kiralık TFF malzemesinin ve isminin yanına
yazdığımız sıfatları fazlasıyla hak ettiğini tekrar tecrübe ettiğimiz
Galatasaraylı oyuncuların katkılarıyla maç çığrından çıktı. Hakeminden
rakip topçusuna, güvenliğinden polisine kadar sinir bozan kim varsa kovalandı.
Peki niye sahaya girildi sorusuna cevap aramaktan ziyade, direniş sürecinde zihinlerde yeniden biçimlenen çArşı-Beşiktaş olgusunu kendi senaryolarına oturtmaya çalışanların baskın çıktığı bir günü yaşadık: Marjinal çapulcular vs. AKP’nin 1453 Kartalları. Olimpiyat Stadı’nın ilkel koşullarından çıkıp, bu yorumlarla karşılaştığımızda verdiğimiz tepki en hafif tabirle “hadi lan ordan” oldu. Yıllardır konuştuğumuz, “abi girip anasını belleyeceksin aslında” vücut bulmuştu. Tribünde deliye dönmüş taraftar, hafızasında biriktirdiğini kusmuştu nihayet.
“Bundan daha feci haksızlıkları görmüştük, neden şimdi?” Tribüncülere sallayanlar için sinir bozucu olacak ama yanıtı yine tribünde: İnönü’deki taraftar profilinde tribünü bilen kesimin kültürü oraya hakimdir –ki 35000’e oynandığında oranın kimyası bile bozulur; Olimpiyat’ta ise birçoğu stada yakın ilçelerden gelen, tribün kültürüne uzak, kendini ispat çabasındaki gençler Doğu tribünün alt katında ve kale arkasında yer alıyor. Birkaç grup dışında tribünün kemik kitlesinin tamamı Doğu üstte olunca fren tutmuyor haliyle. Kaldı ki Beşiktaş tribünü her daim uç tepkiler vermesiyle meşhurdur, haksızlığı gördüğü yerde kendince “cezayı keser”, sonrasını düşünmez. Tribün anlıktır zaten, ortak hissiyatın tavan yaptığı yerde bir kıvılcımla kitle birbirini takip eder. Bunda anormal bir durum yok. Dünyayı komploculukla açıklayan iktidar sahibi dinci zekasına muhalefet etme gayretindekilerin aynı cahillikle karşılık vermesi anormal ve vahim olan. Beşiktaş tribünü, AKP’ye karşı sokağa çıktığında komplo arayanlara da, Beşiktaş tribünü kiralık hakeme ve hırsız-sahtekar-çirkef rakibe karşı sahaya indiğinde komplo arayanlara da aynı cevabı vereceğiz, kimse kusura bakmasın.
Direniş sırasında çArşı-Beşiktaş sempatisi geliştirip, olayı çözdüğünü zanneden aklıevveller kadar, kıç üstünde ahkam kesenler de iyi okusun. Aynı Trabzon, Antep ve Tromso maçlarında olduğu gibi üst araması çok zayıftı, yüzlerce taraftar turnikeleri patlatıp girdi, maçtan önce turnikelerin önüne polis gaz attı. Bunları yeni oluyormuş gibi servis eden ya kötü niyetlidir ya da mevzudan bihaberdir. 40-50 kişiyi bulmayan ve hiçbir ağırlığa sahip olmayan AKP maşası 1453 Kartalları’nı -ki aralarında tribünün eskileri de vardır- sabah akşam konuşmak da anca ağız ishaliyle açıklanır. Twitter’da ne kadar hükümet yalakası dingil varsa meşhur edip, yer sahibi yapan “akıl” elbet 1453 Kartalları’nı da es geçmeyecekti.
Beşiktaş tribünü politiktir; ama bir siyasi gömleğin içine sokulup olmadık anlamlar yüklenecek kadar homojen değildir. Tribüne gelenin derdi, önceliği sağ-sol değil, Beşiktaş’tır. Mevzu çıktığında topluca hareket eder; “Ya Allah Bismillah” da çeker, tek vücut Karagümrük diye de bağırır. Beşiktaşlı için kendi görüşünden olan değil, Beşiktaş’ı kendisi gibi seven sahiplenen Beşiktaşlı önce gelir.
Beşiktaş tribününe siyasi misyon biçen hayalkırıklığına uğrar, uğrasın da. Bu tribün öz evlatlarıyla buraya geldi, bundan sonra da kendi ayakları üzerinde öyle ya da böyle durmasını becerir, merak etmeyin, engin siyaset bilginizi kendinize saklayın, bize ilişmeyin.
Peki niye sahaya girildi sorusuna cevap aramaktan ziyade, direniş sürecinde zihinlerde yeniden biçimlenen çArşı-Beşiktaş olgusunu kendi senaryolarına oturtmaya çalışanların baskın çıktığı bir günü yaşadık: Marjinal çapulcular vs. AKP’nin 1453 Kartalları. Olimpiyat Stadı’nın ilkel koşullarından çıkıp, bu yorumlarla karşılaştığımızda verdiğimiz tepki en hafif tabirle “hadi lan ordan” oldu. Yıllardır konuştuğumuz, “abi girip anasını belleyeceksin aslında” vücut bulmuştu. Tribünde deliye dönmüş taraftar, hafızasında biriktirdiğini kusmuştu nihayet.
“Bundan daha feci haksızlıkları görmüştük, neden şimdi?” Tribüncülere sallayanlar için sinir bozucu olacak ama yanıtı yine tribünde: İnönü’deki taraftar profilinde tribünü bilen kesimin kültürü oraya hakimdir –ki 35000’e oynandığında oranın kimyası bile bozulur; Olimpiyat’ta ise birçoğu stada yakın ilçelerden gelen, tribün kültürüne uzak, kendini ispat çabasındaki gençler Doğu tribünün alt katında ve kale arkasında yer alıyor. Birkaç grup dışında tribünün kemik kitlesinin tamamı Doğu üstte olunca fren tutmuyor haliyle. Kaldı ki Beşiktaş tribünü her daim uç tepkiler vermesiyle meşhurdur, haksızlığı gördüğü yerde kendince “cezayı keser”, sonrasını düşünmez. Tribün anlıktır zaten, ortak hissiyatın tavan yaptığı yerde bir kıvılcımla kitle birbirini takip eder. Bunda anormal bir durum yok. Dünyayı komploculukla açıklayan iktidar sahibi dinci zekasına muhalefet etme gayretindekilerin aynı cahillikle karşılık vermesi anormal ve vahim olan. Beşiktaş tribünü, AKP’ye karşı sokağa çıktığında komplo arayanlara da, Beşiktaş tribünü kiralık hakeme ve hırsız-sahtekar-çirkef rakibe karşı sahaya indiğinde komplo arayanlara da aynı cevabı vereceğiz, kimse kusura bakmasın.
Direniş sırasında çArşı-Beşiktaş sempatisi geliştirip, olayı çözdüğünü zanneden aklıevveller kadar, kıç üstünde ahkam kesenler de iyi okusun. Aynı Trabzon, Antep ve Tromso maçlarında olduğu gibi üst araması çok zayıftı, yüzlerce taraftar turnikeleri patlatıp girdi, maçtan önce turnikelerin önüne polis gaz attı. Bunları yeni oluyormuş gibi servis eden ya kötü niyetlidir ya da mevzudan bihaberdir. 40-50 kişiyi bulmayan ve hiçbir ağırlığa sahip olmayan AKP maşası 1453 Kartalları’nı -ki aralarında tribünün eskileri de vardır- sabah akşam konuşmak da anca ağız ishaliyle açıklanır. Twitter’da ne kadar hükümet yalakası dingil varsa meşhur edip, yer sahibi yapan “akıl” elbet 1453 Kartalları’nı da es geçmeyecekti.
Beşiktaş tribünü politiktir; ama bir siyasi gömleğin içine sokulup olmadık anlamlar yüklenecek kadar homojen değildir. Tribüne gelenin derdi, önceliği sağ-sol değil, Beşiktaş’tır. Mevzu çıktığında topluca hareket eder; “Ya Allah Bismillah” da çeker, tek vücut Karagümrük diye de bağırır. Beşiktaşlı için kendi görüşünden olan değil, Beşiktaş’ı kendisi gibi seven sahiplenen Beşiktaşlı önce gelir.
Beşiktaş tribününe siyasi misyon biçen hayalkırıklığına uğrar, uğrasın da. Bu tribün öz evlatlarıyla buraya geldi, bundan sonra da kendi ayakları üzerinde öyle ya da böyle durmasını becerir, merak etmeyin, engin siyaset bilginizi kendinize saklayın, bize ilişmeyin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







































