30 Temmuz 2015 Perşembe

Süleyman Seba (F Dergisi 30 Kasım 2007)









Bu yazı, 30 Kasım 2007'de Ali Ece imzasıyla yayınlanmıştır.

5 Temmuz 2015 Pazar

Federico Giunti (F Dergisi Haziran 2008)






Bu yazı, Haziran 2008'de Ali Çınarcı imzasıyla F Dergi'de yayınlanmıştır.

3 Temmuz 2015 Cuma

Daniel Amokachi (F Dergisi 15 Haziran 2007)




Bu yazı, 15 Haziran 2007'de Ozan İnce imzasıyla yayınlanmıştır.

26 Haziran 2015 Cuma

Les Ferdinand (F Dergisi 3 Ağustos 2007)






Bu yazı, 3 Ağustos 2007'de Ali Ece imzasıyla yayınlanmıştır.

25 Haziran 2015 Perşembe

Metin Tekin (F Dergisi Temmuz 2007)




Bu yazı, 2007 yılının Temmuz ayında Tahir Sadri imzasıyla yayınlanmıştır.

24 Haziran 2015 Çarşamba

Slaven Bilic (F Dergisi Haziran 2008)


Bu yazı, 2008 yılının Haziran ayında Fuat Tuğlu imzasıyla yayınlanmıştır.

29 Mayıs 2015 Cuma

Bilmem Kaçıncı

2 arkadaş 7 sene önce açtık blogu. Beşiktaş sayesinde tanışmıştık. Zaman içerisinde de yakın arkadaş olduk. "Beşiktaş size ne kazandırdı?"nın en güzel yanıtı olduk. Tamamen keyfi davrandık burada. Canımız isteyince yazdık. Öyle bir kitlenin sesi falan da değiliz zaten. Neye inandıysak, neyi doğru gördüysek kendimizce. Bazen dönüp, bakıyoruz yazdıklarımıza. Gülüyoruz, ne saçmalamış diyoruz, vay be diye böbürlendiğimiz de oluyor. Ama şunu farkettim: Buraya en çok veda yazmışız, en çok ayrılık hikayesi var burada. Hep bir hüzün, hep gideni uğurlama. Birlikte gülmeyip, gidene güle güle deme hali.

Bu gece de Bilic ve Sivok'u uğurladık. İşin saha kısmında değilim. Açıkcası umrumda değil. Yeni nesilin ağız büküp, dalga geçtiği "romantik Beşiktaşlılar"danım. Bu iki adama da bakınca güzel şeyler hatırlayacağım ve yüzümde bir tebessüm oluşacak. Bu benim için yeterli. Uzun uzun yazmak, yazabilmek isterdim ikisi için de. O kadar çok veda etmişiz ki bunu doğru şekilde aktaramıyorum bile. Umarım bundan sonra hayatlarında çok mutlu ve başarılı olurlar. Umarım her ikisi de Beşiktaş ismini duyduklarında tebessüm ederler ve kalpleri bir başka çarpar. Ben, her ikisini de çok sevdim. Hatalarıyla, doğrularıyla verdikleri tüm emekler için çok içten teşekkür ederim. Bir evladım yok ama olsaydı  ileride bu iki adamdan da uzun uzun söz ederdim. Neden Beşiktaş hikayesinin içinde her ikisi de muhakkak olurdu. Yolunuz açık olsun.


"Beşiktaş'ta kimi çok sevsek, bir süre sonra çok özlemek zorunda kalıyoruz. Beşiktaş nedir diyene yanıt basit. Beşiktaş, özlemektir."



3 Mart 2015 Salı

Beşiktaş 112 Yaşında


Remzin Kara Kartallar Gibi Manileri Yen Aş, Layıktır Bu Vasıflar Sana Ey Şanlı Beşiktaş!


Hayatı süsledik izharı ittihatla bugün,
Yolunda gençliğin ulvi değil miydi birleşmek?
Sebatı bayrağımız yaptık, i'tilamız için
Neticesiz ve boş olmaz sebatla hiçbir emek.
Dakikalar bize bir nağbe nişad olsun,
Kulübümüzde müceddet nücumu mevc vursun.
Bu kainat bize hep gıpta ediyor isar,
Biz on bir arkadaşız, lakin arkamız daha var.
Bu zevk alemi dar zannedip de aldanalım,
Vekar hak gibi sakin, nezih ve saf olalım, 
Fakat bu hal ile kuvvet gibi cesur olalım.

Şehit Kaptan Kazım

27 Şubat 2015 Cuma

O Çocuklar Mutlu



2007'de deplasmandaki Liverpool yenilgisi çok can yakmıştı. Ertesi gün işe giderken, okula giden Beşiktaşlı çocukları düşünmüştüm. En çok onlar zorlanmıştı. Zaten sınıflarında sayıları azdı. Birde rezil esprilere, alaylara maruz kalacaklardı. Kaldılar da. Beşiktaş'ın B'sini büyük yazmaya özen gösteren insanlar, kulüplerinin isminin şekilden şekile sokuluşunu izlediler.

Bu sene Liverpool eşleşmesinin hemen öncesinde en çok "o çocuklar" istedi Liverpool'un gelmesini. En çok da onlar inanmıştı. Her birinin 8 sene önce yaşanan gecenin ertesine dair hüzünlü, berbat anıları vardı. "Okula geldiğim andan itibaren herkes benimle dalga geçti, sınıfta alay konusu oldum, tahtaya kocaman skoru yazmışlardı, öğretmenlerim bile gülüyordu..." Tonla benzer hikaye. O çocukların hiçbiri bunu haketmemişti. Haketmedikleri gibi yaşadıkları bu travma onları Beşiktaş'a daha da bağlamıştı.

İşte Beşiktaş dün gece o çocukları çok mutlu etti. Bugün okula giden yavru kartallar, abi ve ablalarının yaşadıklarını yaşamadı. Benim yeğenlerim sabah olsa da okula gitsek diye sevinçle beklediler.

Beşiktaş, dün bambaşka bir eşiği de atladı. Şunu atsaydık böyle olmazdı, şu girseydi her şey başka olurdu temalı iç çekişlerine bir yenisini eklemedi. İşini doğru ve hakkıyla yaparak, Liverpool'u tarihinin en büyük zaferlerinden birini kazandığı yerde taş gibi oyunuyla saf dışı bıraktı. Genç ve başarıya aç olan bir kadro için bu galibiyetin anlamı çok çok daha kıymetli. O yüzden Önder Özen'in dediği gibi "adam gibi oynayıp, çocuk gibi sevindiler." O sevincin şekli önümüzdeki günlerin habercisi bizler için. Böyle sevinen adamlar, daha fazla böyle sevinmek için varını, yoğunu ortaya koyacaktır.

Hayatımda böyle taraftar görmedim diyen Tolgay Arslan merak etmesin. Bundan defalarca daha yaşayacak. Liverpoollu oyuncular, taraftarımızı videoya çekti diyen Veli Kavlak, daha çok rakip video çekecek. Beşiktaş için ölürüm diyen Opare, sen formayı hakkıyla terlet bize yeter. Penaltı atışları öncesi 7 oyuncum ben atmak istiyorum dedi, kimseyi o noktaya yollamak için zorlamadım diyen Bilic, sen demiştin zaten umudumuzu bizden kimse söküp alamaz diye. Alamadılar ve alamayacaklar!

"Dışarı attııaa, dışarı attııaaa! Goodbye Liverpool, goodbye... Beşiktaş, Liverpool'u eliyor. Kara Kartal tarih yazıyor. Beşiktaş, Liverpool'u eliyor. Goodbye, goodbye, goodbye... Olimpiyat Stadı'nda tarih böyle yazılır."

16 Şubat 2015 Pazartesi

Niye Beşiktaş?




Niye Beşiktaş dediklerinde "Öznesi Beşiktaş olan hikayelerin hastasıyız" diyoruz. Tek efsane vardır, o da Beşiktaş'tır diyen Sarı Fırtına ile kalbini Beşiktaş'a açan Önder Özen. Ömrünüz uzun, birlikte hikayelerimiz bol olsun.