30 Ocak 2012 Pazartesi

Çocukluğumuzun Beşiktaş'ı




Böyle bir pankart açılması için Beşiktaş'ın İstanbul'dan en az 800km uzaklaşması gerekiyor. İstanbul'da stadımızda Q7, Ferro temalı pankartlar ana menüde, Küfüre karşıyız temalı pankartlarımız ise müessesenin hizmeti olarak tribünlerde yerini alıyor. Anadolu menüsü böyle işte. Ne düşünüyorsa o. Ellerine sağlık. Umarım stada sokabilirler.

Pankartla az çok uğraşmış biri olarak diyebilirim ki bu ve bunun gibi Y.D içerikli pankartları stada sokmak zordur ama imkansız değildir. Niyet önemli olan. Ama takım iyi gidiyor. Saboteyist tavırlar sergilemeyelim. Takıma dönüyoruz. Dön Dön Dön



27 Ocak 2012 Cuma

Çarşı Neden Demirören Söylemine Karşı Değil?


Sevgili Rıdvan Akar, bugün Forza Beşiktaş'a bir yazı asmış. Yukarıdaki başlık altında. Forza Beşiktaş'ı yönetenler, orada söz sahibi olanlar da bu yazıyı kaldırmayı uygun görmüşler. Mantıklı bir açıklaması olmadığı aşikar. Uzun zamandır sergiledikleri tavra, zihniyete yakışır davrandıkları da bir gerçek. Trabzonspor'un şampiyonluğu kutlayanlar ile Fenerbahçemiz diyenler birbirine ne de çok yakışıyor.

Sansüre kurban giden Rıdvan Akar'ın yazısı:

" Beşiktaş taraftarı olarak bizler kendimizi Çarşı olarak bilinen o büyük şemsiyenin altında hissederiz. Zira Çarşı pek çok konuda bizim adalet ve vicdanımızla örtüşen bir duruş sergilemiştir. Bunun son örneği Van için gösterilen duyarlılıktı.

Ancak saygınlık zor kazanılan ama çabuk kaybedilen bir haslettir.

Çarşı'nın Pluton'dan Etoo'ya, nükleer santralden Hasankeyf'e kadar pek çok konuda gösterdiği hassasiyeti kendi "varlık nedeni" ile yani Beşiktaş ile de göstermesini beklemek hakkımızdır.

Eğer sevdalısı olduğunuz kulubün başkanı Şike Soruşturması sürecinde Fenerbahçe'yi kurtarmayı kendisine görev edinmişse, eğer sevdalısı olduğunuz kulübün başkanı doğruları dile getiren -geçmişten beri dost olduğumuz- Altay Kulübünün başkanına "okur, haddini bil" demişse ve en beteri de sevdalısı olduğunuz kulübün başkanı "Fenerbahçemiz" sözcüğünü böylesine keyfiyet içinde kullanabiliyorsa, Çarşı'nın da bir tepki göstermesini beklemek hakkımızdır.

Aksi takdirde "Çarşı'nın neye karşı" olduğunu sorgulamaya başlarız ki o takdirde Çarşı'yı "Asi" yapan o A mahsun kalır....

Kusura bakmayın arkadaşlar, geçmişte çokça sorgulanan ve sizleri de çok rahatsız ettiğini bildiğim, "Çarşı - yönetim" iddialarını boşa çıkarmak içir tarihi bir fırsat elinizdedir. Bu fırsatı harcamamanızı tavsiye ederim.

En azından o Denizli maçında dayak yiyen Beşiktaşlılar için...isterim.

Benim duruşum ise şudur: Statta iki elimi havaya kaldırır ve çapraz sallarım:

YETER DEMİRÖREN
"

Teşekkürler Rıdvan Akar.

26 Ocak 2012 Perşembe

Beşiktaş Bizim!

30 yaşındayım. Hayatımın hiçbir döneminde Beşiktaş'tan, Beşiktaş'ın içinde bulunduğu durumdan utanmadım. Bunu uzun uzun anlatmak, satırlara dökmek gereği bile duymuyorum. Bu noktadan sonra yeni bir paragraf başlıyor benim için: YD'nin Beşiktaş başkanlığı dönemindeki konuşmalarından, tavırlarından, yaptıklarından utandım, utanıyorum. Benim gibi nice Beşiktaşlının, "Beşiktaşım" derken içi titrerken, Beşiktaş Başkanı'nın "F.Bahçemiz" demesini sindiremiyorum, mantıklı bir açıklamasını bulamıyorum.

Şike soruşturması boyunca izlediği omurgasız tavırdan utanıyorum. "Beşiktaş ahlakı" denilen kavramı yerle bir etmek için harcadığı çabadan, Beşiktaş'a yakışmayan hallerinden utanıyorum.

YD, Fenerbahçemiz desin. Galatasaray, şampiyon olsun desin. Artık Beşiktaş ile ilgili hiçbir şeyde yer almasın, Beşiktaşımız demesin. Çünkü Beşiktaş bizim!

25 Ocak 2012 Çarşamba

Carlos Carvalhal



Kötü ve çirkin bunca şey arasında, başımıza gelen en güzel şeysin Carlos Carvalhal! Oyuncusuna küfredenlerin, dedikodusunu yapanların olduğu bir ortamda, "bizden" sandıklarımızın "bizden" olmadığını öğrendiğimiz anlarda, gerçekten "bizden" biri olduğunu gösterdiği için sonsuz teşekkürler.

24 Ocak 2012 Salı

Ultras Temalı Köprü Çalışması (Rusya)



Birkaç gün önce, Youtube'da videodan videoya dolaşırken denk geldim. Harika bir çalışma olmuş. Yer Rusya. Hangi köprü olduğu hakkında bir bilgim yok. "Kendi şapellerinin tozlu köşeleri dışında, dışarıda, tek başına yeni bir dünya oluşturabilenlere ithaf edilmiştir." denmiş (Google Translate sağolsun)

18 Ocak 2012 Çarşamba

Güle Güle Nihat Kahveci

Yakın Beşiktaş tarihinin en güzel özkaynak hikayelerinden birisinin kahramanı: Nihat Kahveci

İlk zamanlar. İdmana dolmuşla gidip, geliyorum dönemleri, attığı gol sonrası yere yatıp selamlamalar, bizi mest eden Barcelona maçı, Nihat satılırsa şampiyonluk gider söylemi, giden Nihat, giden şampiyonluk…

Sonrasında İspanya’da bir Beşiktaşlı. Real Sociedad'ın tarihindeki en güzel dönemlerinde imzası olan bir Beşiktaşlı. O zamanları düşününce aklıma hep aynı soru gelir: “ Sociedad’ı hangimiz tutmadık?” Maçları izleyemediğimiz vakit, ertesi gün skoru öğrendiğimizde hep sorardık: “Nihat, gol atmış mı?” Genelde hep atmış olurdu bizim çocuk. İspanyollar da sevmişti Nihat’ı. Tribünlerde onun ismini haykırıyorlardı sıkça. Evladı güzel yerlere gelmiş ana-baba gururunu yaşıyorduk biz de.

Euro 2008’de Çekler’e attığı gol sırasında ayağının aldığı şekli konuştuk günlerce yakın arkadaşlarımla. Hep hikayelerimizin baş köşesindeydi. Bir gün dönse, takım kaptanı olsa, yeni Kartallar’a anlatsa yeter diyorduk.

Döndü… Yıldırım Demirören’in Topuz transferinde yaşananları unutturmak amacıyla yaptığı hamlesiydi. Nihat, İspanya’da mutluydu, dönmek yoktu kafasında. Belki de biliyordu dönerse neler olacağını. Dönmemek için ısrar ettikçe, gel diye ısrar ettiler. Büyük meblağ önerdiler. O meblağ hep eleştiri olarak dönecekti Nihat’a. Beşiktaşlılığı ile bu meblağ kıyas edilecekti. Beşiktaş’tan ayrılık vakti geldiğinde sözleşmesini hiç sorun etmeyeceği konuşulmayacaktı ama.

Yine de Nihat dönünce müthiş mutlu oldum ben. Bir sürü hikaye yazdım kafamda, arkadaşlarım da yazıyordu, söylemeseler de biliyordum. Kafamızdan binlerce senaryo geçiyordu. Birbirimize dillendirmesek de biliyordum. Sonra bizim çocuk hiç gerek yokken kendini ispatlama derdine düştü. Lüzum yoktu. Tecrübesi, biriktirdikleri yeterdi. Ama Türkiye seyircisi, medyası tamahkardı. Hep daha fazlasını istiyordu. Nihat da bunu vermek için kendinden ödün verdi. Bizim sevdiğimiz Nihat modelinden. Saha içerisinde bizim görmek istediğimiz adamdan ziyade sinirli, aceleciydi. Üzüyordu, üzülüyordu. En kötüsü ise gittikçe mutsuzlaşıyordu saha içinde.

Sonra kendisine gazeteci diyen, besin kaynağı ahlaksızlık olan Turgay Demir çıktı ortaya. Onun işi hep buydu. Eleştiri etiketi altında yalan söylemek, germek, neredeyse hakarete varan ifadeler kullanmak. Nihat’ın aldığı ücret ile ilgili “haram olsun” dedi. Kendisinde böyle bir hakkı gördü. Normaldi, çünkü Turgay Demir ve benzerlerine hep bu haklar verildi. Dilediklerini arzu ettikleri şekilde söyleme hakkı. İşte Nihat o gün patladı. Kavga etti. Hiç görmediğimiz şekilde gördük onu. Sinirden, üzüntüden deliren bir adamı gördük. Turgay Demir kendinden öyle emindi ki: “Bu adam Beşiktaş’tan ayrılana kadar rahat durmayacağım.” diyordu. Bir kişi, tek bir kişi de çıkıp, sen kimsin demiyordu. Taraftar da dememişti. Zaten Şeref Bey’de yuhalanmıştı da Nihat. Kırık, kırgın bitti Beşiktaş hikayesi. Gidiyorum dedi, Beşiktaşlı Nihat olarak gidiyorum. Biz, hoşçakal bile demedik. 3 gündür Beşiktaş formasını giyeni, sırf ismi büyük olanı bağrımıza bastık da kendi evladımıza hakkıyla bir hoşçakal demedik.

Nihat’ın ilk Beşiktaş dönemini anımsamayan genç kardeşlerimiz, onu ağız dolusu küfürler ile anmayı marifet saydı. Şimdilerde özkaynağın temsilcilerinden biri olan Atınç Nukan ise en güzel yanıtı hepimize verdi: “Beşiktaşımıza, Milli Takımımıza yaşattığın başarılar ve bize sahip çıktığın için teşekkurler Nihat Kahveci.” Bize sahip çıktığın için…

Biz, sana olması gerektiği gibi sahip çıkamadık. Bağışla Nihat Kahveci. Yolun açık olsun.

14 Ocak 2012 Cumartesi

1 Numara Sabri Dino

Gönlümüzde ışıl ışıl, atlama dur Sabri Dino

Ruhun şad olsun büyük kaleci.

Not: Görsel Milliyet gazetesi arşivinden alınmıştır.

Hoşçakal Efsane Lefter



Baba Hakkı'ya, Kral Metin'e, Kaptan Vedat'a ve nicelerine selam götür Ordinaryüs Lefter.

Efsaneler ölmez ki...

12 Ocak 2012 Perşembe

Beşiktaş'ın Kadınları

Dün geceyi tek kelime ile ifade edemiyorum. Daha doğrusu ne söylesem eksik kalacakmış gibi geliyor. Eksik kalsın istemiyorum. Layıkıyla anlatalım, bilmeyenler de bilsin istiyorum.

Takım, bazen kötü gider. Şampiyonluktan erken kopar, sahadaki takım ışık vermez. Buna rağmen hiç şikayet etmeden maçlara giden bir kitle vardır. Sahadaki oyuna aldırış etmez, Beşiktaş'a odaklanır sadece. En çok o halini severim tribünün. Resmen acıdan keyif alan, o acıyla daha çok bağlanan insanlar. Skor taraftarlığı yapmaz, Beşiktaşım Benim en yüksek sesle söylenir. Tüm stad dolu değildir; lakin doluymuşcasına ses çıkar. Hah işte dün gece öyleydi. Hava çok soğuktu, tüm stad dolmamıştı. 3000 kişiydiler ama alayına yettiler. Beşiktaş tribünü denilince kemikleşmiş bir yapı olduğunu gösterdiler. Bir arkadaşımız saymış, 33 farklı beste söylenmiş dün. Rakamdan ziyade, duruma hakimiyetleri mühim.

Tribünümüz, son yıllarda kan kaybetti inkar etmiyoruz. Yolunda gitmeyen çok şeyimiz var, görmezden gelmiyoruz. Bu kadar olumsuzluk arasında oksijen ve umut olmayı başaran ablalarımıza, arkadaşlarımıza, kardeşlerimize, annelerimize teşekkürü borç biliyoruz. Beşiktaş tribünü işte bu kadınların abisi, kardeşi, evladı, eşi.

Beşiktaş hayattır ; hayatta Beşiktaş!

10 Ocak 2012 Salı

Stadımıza Kimse Dokunmasın


2008 Temmuz'unda 2 Beşiktaş'lı abimiz ve ben Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu ile stad konusuyla ilgili Beşiktaş'ta bir röportaj gerçekleştirmiştik. O günden bugüne söylenenlerde pek bir değişiklik yok ama söyleyen kişilerin farklı olması ve tarzları arasında büyük farklar olması bir tepkiye neden olabiliyor.

Eyüp Muhçu'nun o gün üstüne basa basa ısrarla dile getirdiği gerçekleri sıralayalım.

Stadı o vadide tek başına ele alamazsınız. Stadın yıkımına ve aynı yerde yeni bir stad yapımına izin verilmesi vadiyi bir rantiye kapısına dönüştürür. Stad için izin çıkması demek bütün o bölgeye yeni yapıların yapılmasına izin vermektir. Bu imkansızdır. Stad ''korunması gereken kültürel varlık'' olarak sınıflandırılıyor ve bu sınıflandırmaya tabii olan başka bir stad yok. Mimari ve kültürel yapısı bozulmadan bir restarasyona tutulması mümkündür.

Günümüze dönüp bakan Ertuğrul Günay'ın verdiği bir röportaja bakıyoruz.

Düşünün 1939'da İstanbul'da her yer boş. Siz getirmişsiniz sarayın arkasına, Osmanlı mirasına karşı bu stadyumu buraya dikmişsiniz. Bunu yapmaya hakları yok. Şunu yapabilirler. Özgün haline geriye çekerek, depreme karşı güçlendirip, sonradan ekledikleri şeyleri kaldırarak burayı butik bir stadyuma dönüştürebilirler. Ama diğerleri olmaz. Diğer takımlar niye böyle yapmadı? Hepsi gitti, arazilerini verip şehrin uzağında inşaatlarını yaptı. Beşiktaş niye yapmıyor?


Mimarlar Odası Başkanı stadın yıkılmasına ilk önce Beşiktaşlıların karşı çıkması gerektiğini savunuyordu. Pek tabi bir restarasyonun gerekliliğini de dile getiriyordu.

Ertuğrul Günay ise stadın yapımına izin verilmemesini hem sit alanı olmasına bağlıyor hem de diğer takımların stad yapımlarını örnek veriyor. Eğer orası sit alanı ise ve Beşiktaş'ın başka bir yere stad yapımına izin vereceğinizi söylüyorsanız, stadı ne yapacaksınız sayın Günay ? diye sormak kimsenin aklına gelmiyor.

Gelinen süreçte Beşiktaş taraftarı ''İnönüyeDokundurtmam'' diye tepkisini dile getiriyor. Açık ve net bir şey var ki durduk yere kimsenin stada dokunmaya ne hakkı ne de cesareti var. Lakin ortada bir danışıklı dövüş var ise ve Beşiktaş Başkanı olan zat yeni stad mutlaka olacak derse devletin bize gösterdiği yerde devletin yaptığı bir stadımız olur.

Fulya konusunda herkes Beşiktaş'ın ettiği zararları konuştu ama o gün bize Eyüp Muhçu'nun bahsettiği başka bir gerçek vardı. Fulya tesisleri Beşiktaş'a spor amaçlı tahsis edilmiş bir alandı ve biz o alanın büyük kısmını ticari kar'a dönüştürmek için mütahitlerin eline bıraktık. Kazanan sadece rant sahipleri oldu. Taraftarın büyük kısmı oradan gelecek gelire küçük bir kısım taraftar ise hakkımız olduğu kadar daire alamadığımız konusunda fikir yürüttü. Giden Fulya oldu kalan 2 daire ve küçük bir top sahası...

Yıllardır gittiğim stadın lavaboları-turnikeleri-koltukları bile değiştirilemiyorken 400 milyon borcu olan kulübümün oraya 100m euro'luk stad yapacak olmasına ne inanıyorum ne de istiyorum. Gerçekten iyi niyetli insanlar olsaydı her sene cüzi bakımlarla stad çok daha güzel bir hal almış olabilirdi. Benim tahminim odur ki Beşiktaş göz göre bir rantın içine çekilmeye çalışılıyor. O yüzden stadıma ne Y.D ne de devlet dokunmasın arkadaş.

6 Ocak 2012 Cuma

Geçmiş Olsun Lucescu


bırak
pardesün buruşuk kalsın luçe
bırak
konuşsunlar
zaten onlar hep konuşurlar

bırak
pardesün buruşuk kalsın luçe
sen onu örtecek
terli bir sırt
bulursun

Vedat Özdemiroğlu

Bizim leş futbolumuzun içindeki güzel adamlardan biri oldu hep. Seneler evvel, burasının ne pis bir düzenle işlediğini yüzümüze vurdu da görmezden, duymazdan geldik.

Sen çok yaşa, hep iyi ol Lucescu.

2 Ocak 2012 Pazartesi

Kardeşim Ahmet, Yalnız Değilsin

Kardeşimiz hasta. Böbreklerinde, pankreasında ve beyninde tümör tespit edildi. Kısa sürede ameliyatlarını olması gerekiyor. İhtiyacımız olan miktar 21 bin TL. Ahmet kardeşimizin yalnız olmadığını kanıtlamanın tam zamanı. Uzattığı eli sıkıca tutup, onu ayağa kaldırmak boynumuzun borcu.

"Seni kansere vermeyeceğiz Ahmet!"