11 Nisan 2010 Pazar

Marrone'den Sonra


Geçen seneki şampiyonlukta en büyük paylardan biri de kondisyonerimiz Stefano Marrone'nindi. Beşiktaş'a geldikten sonra, bizi zor durumda bırakacak bir sakatlık hadisesi yaşadığımızı anımsamıyorum.

O gittikten sonra sakatlıklardan başımızı kaldıramaz olduk. Bu işlerden çok iyi anladığımı iddia etmiyorum. Ancak bir kondisyonerin takıma ne denli artılar sağlayabileceğinin de farkındayım. Marrone de böyle bir adamdı. Ramazan döneminde, oruç tutan oyuncuların durumunu anlayabilmek için oruç tutması, işini ne kadar iyi yaptığının küçük bir ayrıntısı sadece.

Kulüpten ayrılış sebebi ise gayet büyük bir ayrıntı. Öyle bir ayrıldı ve olayın öyle bir üstü kapatıldı ki, ne bizler konuştuk, ne de basında yeterli yer buldu. Babasının rahatsızlığı sebebi ile kamptan ayrılması sorun oldu Mustafa Denizli için. Sorun gerçekten bu muydu, başka bir şey miydi bilmiyoruz. Sorun buysa, nasıl bir sorun olabiliyor? Mesele her ne ise, yine Mustafa Denizli'nin kendine has inadı ön planda. ( Batuhan'la yaşadığı dialogta da bu inadının büyük rol oynadığı bir gerçek.) Olan Beşiktaş'a oluyor tabi. Mevcut sakatlıkların tamamı olmasa da büyük kısmı neredesin Marrone dedirtiyor.

Tabata : Sol kasık adalesinde ikinci dereceden yırtık
Ferrari : Bacak adalesinde ikinci dereceden yırtık
Nihat : Bacak adalesinde ikinci dereceden yırtık
Tello : Sol ayak bileğinde ödem
Ernst : Kasığından ve sağ arka adalesinden rahatsız olduğu söyleniyor. (Ligin ikinci yarısında takımımıza gelen Ernst, hiç sakatlanmadan bitirdi yarıyı. Geldiğinden beri ilk kez Belediye maçı öncesi sakatlandı. Mete Düren, utanmadan açıklama yaptı. Sakatlığı Schalke'den kalma diye.)
Rüştü : Sağ üst baldırda ödem
Ekrem : Sol dizinde kemik ödemi

1 yorum:

Yiğitberk Bıçakcı dedi ki...

yazmayı dusundugum bır konuydu.gecen seneki şampıyonluk da marronenin katkısı unutulmamalıydı.