2 Temmuz 2012 Pazartesi
Kara Temmuz
22 Aralık 2011 Perşembe
Beşiktaş'ın Çakma Evlatları
Öncelikle bu ek klasörlerden ayrı ne düşündüğümüzü söyleyelim. Söyleyelim ki yargısız infaz yapıyormuş gibi görünmeyelim. Asbaşkanımız ve hocamız içeri alındığında nasıl böyle bir şey olur şaşkınlığını attıktan sonra, acaba böyle bir şey yaptılar mı gerçekten sorusuyla baş başa kaldık. Çünkü izlediğimiz maç her zaman ki korku dolu İbb maçlarından biriydi. Rakibimiz, 1-0 mağlubiyeti 1-2 olarak kendi lehine çevirmiş, maçın sonlarına doğru biz anca beraberlik golünü bulmuş, uzatmalar sonrasında penaltılar ile kupaya uzanmıştık. Eğer bu maçta şike yaptıysak, bizimkiler en beceriksiz şike operasyonunda yer aldıkları için tarihe geçmeliydiler.
Sonrasında iddiaları yayınladı basın, ardından da gerçek iddianameyi gördük. Bu noktadan sonra benim için, şike yaptılar-yapmadılar ikileminden çıktı olay. Ben, hayatım boyunca söz konusu Beşiktaş ise çok özenli oldum. Kısaca Beşiktaş özetim budur benim. Aynı şekilde Beşiktaş başkanının, yöneticisinin, hocasının, oyuncusunun ve hatta taraftarının değer ya da değersizliğini bununla ölçtüm. Özel hayatlarında ne yaptıkları, kimlerle görüştükleri ilgilendirmez beni. En fazla yanlarında gördüğüm kişi ya da kişiler için olumlu, olumsuz yorum yaparım. Ama yargılayamam bununla. Fakat, söz konusu Beşiktaş ise, Beşiktaş menfaatleri ilk sırada ise orada her türlü eleştiri hakkına sahibim. Ve Adalı ile Havutçu, söz konusu Beşiktaş iken özensiz davranmışlardır. O özensizlikleri Beşiktaş'ın isminin bu davada yer almasına sebep vermiştir. Durum, oyuna geldiler, hata ettiler gibi üstü örtülecek, sineye çekilecek boyutlarda değildir.
Serdal Adalı, yaşını, başını almış, yaptığı iş ile de türlü tecrübelere sahip bir iş adamı. Tayfur Havutçu, genç yaşlardan itibaren bulunduğu Türk futbol arenasını yakından tanıyan biri. Bu isimlerin oyuna geldiğini söylemek, kafayı kuma gömmek ile eş değer.
Konuştukları, samimiyet kurdukları insanlara dikkat etmedikleri için, Beşiktaş ismini bu denli hafife aldıkları için kısacası yukarıda da söylediğim gibi özensiz oldukları için Beşiktaş ile profesyonel anlamda bir ilişkileri olsun istemiyorum. Hayatlarının geri kalanına Beşiktaş taraftarı olarak devam etsinler. İşte ben böyle düşünürken, Tayfur Havutçu, alelacele bir şekilde göreve daha yetkili bir sıfatla getirilmişken, ek klasörler yayınlandı.
Havutçu ve Turanlı'nın arasında geçen dialogların tamamını utanarak ve sinirlenerek okudum. Benim için en can alıcı noktalar:

Samsunspor stoperi Kemal Tokak'ın pazarlama çalışmaları. Bu dialogtan daha tonlarca var.
Turanlı'nın Kemal'i pazarlama çalışmaları hızla devam ediyor.
Kemal'in yanına bir de Sakıp ekleniyor. Havutçu "şey yapacağım" diyerek söz veriyor. Bir teknik direktör, yetkisiz bir menajerle nasıl bu denli ilişki içerisinde olur anlamak mümkün değil.
Kemal için sms vakti:)
Khedira'dan iyi olduğu iddia edilen Aykut Aygün çıkıyor bir de.
Aman hocam kaçırma Samsunspor maçını.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü, ne zaman turizm acentası oldu?
Hocam, vize?Dialoglar, bununla sınırlı değil. Benim için mühim başlıklar bunlar. Tayfur Havutçu'nun ne kadar özensiz, ne kadar vasıfsız, ne kadar küçük işlerin adamı olduğunun kanıtı. Kendi oyuncusuna hakaret eden, arkasından konuşan, oyuncuları hakkında başkalarının konuşmasına göz yuman, kişisel ilişki ve çıkarları ön planda olan bir adam. Çok merak ediyorum, Ersan ve İsmail'in yüzüne nasıl bakacak? Bu 2 genç oyuncumuz, biz bu şartlar altında Tayfur Havutçu ile çalışmak istemiyoruz derlerse ne olacak?
Carvalhal, Guti'yi kadro dışı bırakınca yer yerinden oynamıştı. Üstelik Carvalhal bunu öyle açık şekilde yapmıştı ki. Geçerli sebepleri vardı ve o sebepler karşılığında Guti'yi kadro dışı bırakıyordu. Peki Havutçu? Hakaret ediyor, oynamadığını ileri sürüyor ama oynatmamaya da korkuyor. Galatasaray maçında oyundan alındığı için sinirlenen Guti, Havutçu'nun elini sıkmadan direk soyunma odasına gitmişti. Havutçu, bir sonraki maçta Guti'yi oyundan almaya çekinmişti. Oyuncusunun isminden çekinen, bu isim altında ezilen adam, telefon görüşmelerinde oyuncusunun dedikodusunu yapıyor.
Takımının genç iki ismi hakkında yakışıksız sözler sarfediyor. Bu hocadan özkaynak çocukları hayali kuracağız bir de. Kendisinin bile inanmadığı çocuklar.
Bize menajerlerle 7/24 mesai yapan hoca değil, oyuncularını evladı gibi gören, onları her şeyleri ile sahiplenen insanlar lazım. Yanlışlarında onları doğruya sürükleyecek bir isim. Telefon görüşmelerinde dedikodusunu yapacak değil.
Velhasıl, Tayfur Havutçu şu kayıtlar sonrası kendisine bu mevkinin 10 kat büyük geldiğini kanıtlamıştır. Ne yazık ki bunun cezasını kesecek ne bir yönetim, ne de muhalefet var.
Ve hala dillerde Beşiktaş'ın çocuğu... Beşiktaş'ın rol kesen, gerçek olmayan evlatları.











