3 Mart 2009 Salı

Kim Gider, Kim Kalır?


“Şenollar, Birollar gider; Sanlılar, Yusuflar gelir.”


Beşiktaş tarihindeki ders veren hikayelerden birinin baş tümcesidir Baba Hakkı’nın bu sözleri. Dönemin başarılı ve popüler iki oyuncusu Şenol ve Birol’un, sezon sonu Fenerbahçe’ye transferi sonrasında Baba Hakkı, Beşiktaş özkaynağına dikkati çekmiştir. Giden her kim olursa olsun aslolanın Beşiktaş olduğunu hissettirmiş ve Beşiktaş’ın evlatlarının değerinden söz etmiştir.


Bu sözlerin başrol oyuncularından Sanlı Sarıalioğlu’nu hafta sonu Kanal 24’de canlı yayında izledim. Israrla Mustafa Denizli ile sezon sonunu beklemeden sözleşmesinin uzatılması gerektiğini söylüyordu. Sanlı Sarıalioğlu kendince gerekçeler sayıyordu; ancak hiçbiri mantıklı gelmediği gibi kısa süre içerisinde konuşmadan koptum. Vaktiyle, ayrılan yıldız oyuncunun yerine tereddüt edilmeden düşünülen genç oyuncu olmuşken, şimdilerde neden gençlerin yüzüne bile bakmayan bir hocanın kalması gerektiğini savunuyordu? Nasıl bir açılımı olabilir bunun? Beşiktaş’ın kazancı ne olacaktır? Şampiyonluk mu? Beşiktaş’ın ligi şampiyon bitirmesi bizleri başarılı mı kılacaktır? Yoksa gün kurtarmak mıdır?


Uzun zamandır tatsız anlar yaşıyoruz. Yönetim, tribün, tüm branşlar..Bütünüyle Beşiktaş zor günler değil, zor yıllar geçiriyor. Taraftarın şampiyonluğu özlemesi ayrıdır, Beşiktaş’ı ferah günlere taşıyacak şeyin ne olduğu ayrıdır. Ve bu ferahlığın yolu ne yazık ki şampiyonluktan geçmiyor. Beşiktaş’ın kendi gibi olmaya ihtiyacı vardır. Ve o “kendiliğin” içerisinde özkaynak da maddelerden biridir.


Bu yüzdendir ki Beşiktaşlılar her daim kendi evlatlarına daha bir düşkün olmuştur. Bu yüzden bizlere MAF dönemi sihirli gelir. Şeref Bey’in çimlerinde ne zaman altyapıdan bir adam görsek hayallere kapılmamız işten bile değildir. Sahada görmeyi arzuladığımız 11’in büyük kısmı altyapıdan gelenlerden olsun isteriz, kaptanlık pazubandını “Öz Beşiktaşlı” taksın isteriz. Beşiktaş’ın özkaynağına dair hayallerimiz bitmez.



Son birkaç senedir de yine yetenekli adamlar geliyor aşağıdan. Geliyor gelmesine de bunlardan aldığımız verim ne durumda? Oyuncuların kendilerini geliştirememeleri, eksikleri, çalışmayı sevmeyen halleri, kısa zamanda kendileri yeterli görmeleri…Bunların hepsi oyuncu ile ilgili kişisel sıkıntılar. Bir de işin diğer tarafı var. Oyuncunun beraber çalıştığı, ona yol gösterici olması gereken, eksikleri üzerine konuşup, çalışabileceği ve tüm şartlar altında sonsuz güven duyabileceği hocası, teknik sorumlu. Bu işin diğer tarafı dediğim yerde direk mağlup durumdayız biz. Şu an ki teknik direktörümüzün genç oyuncular ile uzaktan yakından alakası yok. Hiçbir zaman olmamış zaten. Serdar Özkan ve Serdar Kurtuluş’un zaman zaman forma bulmaları da kandırmamalı hiçbirimizi. Bu her iki oyuncunun da hangisi Beşiktaş’ta vazgeçilmez şu an? Ya da hangisinin oynadığı bir maç için akıllardan çıkmıyor diyebiliriz? Teknik adam kısmı önemli bir detay genç oyuncular için. Serdar Kurtuluş’un sadece Tigana döneminde güzel bir çizgi yakalamış olması ilginç. Şimdilerde bir o kadar kötü. Serdar Özkan’a çok kızıyoruz, var olan yeteneklerine ihanet ettiğini söylüyoruz. Serdar’ın kötü oyunu beni nasıl deli ediyorsa, sigara içen fotoğrafını görmek beni nasıl çileden çıkarıyorsa; bu olan bitene kimsenin müdahale etmemesi, düzelmesi adına bir çaba harcanmaması da beni aynı oranda kızdırıyor. Bu yüzdendir ki Serdar’ın futbolunu değil, sigaralı fotoğrafını konuşuyoruz. Çünkü Serdar’ın önünde örnek alacağı bir model, rol yok. Aldığı model ya da modeller her kim ise de işte sonuç şu an ki durum.


Bir başka örnek Batuhan Karadeniz…Batuhan için yıllardan beri duyduğumuz cümle aynı: Geleceğin yıldızlarından biri. Haksız da sayılmaz bu cümle. Çünkü Batuhan oynamış olduğu bütün yaş gruplarında farkını göstermiş bir oyuncu. Bütün bunların yanında Batuhan da problemli oyuncu kervanına eklendi. Medya onun yaptıklarını, söylediklerini bizlere dallandırarak aktardı. Medyaya her zaman doğru haber yapmadığı gerekçesiyle tepki koyan bizler, bu sefer her şeyi doğru kabul edip, sorgulamadan biat ettik. Taraftar arasında Batuhan’a tepki duyanlar bile çıktı. Batuhan’ın hatalı olduğu yerler muhakkak var; ancak sadece O’nun suçlu olmadığı da çok açık. Yönetim, o zaman ki sorumlu Ertuğrul Sağlam…Hepsi suçlu. Ve Batuhan bu çok konuşulan yeteneğine rağmen Beşiktaş’ta forma şansı bulamaz gerekçesi ile Eskişehirspor’a kiralandı. Acaba Batuhan ile oturup, konuşmuş mudur Mustafa Denizli? Batuhan’ın gittikten sonra yaptığı açıklamalara bakılırsa kendisiyle kimsenin konuşmadığı çok açık. Yafta da hazır: Tecrübe kazanmasını istedik. Ve şu an Batuhan’ın Eskişehirspor’da başarılı bir grafik çizmesini kendine yontanlar bile var. İşte bu yüzden yolladık diye. Endişem odur ki, Batuhan sezon sonunda Beşiktaş’ın yine aklında olmayacak. Şu anki görüntü o yönde maalesef. Beşiktaş’ın kaptanlık pazubandını taşıyan Nobre biten sözleşmesini hala yenilemedi. Ve sürekli menajerim ha bugün ha yarın gelecek senaryoları ile günleri geçirmekte. Aldığı parayı beğenmediği, daha çok istediği yönünde türlü haberler var. Hangisi doğru, hangisi gerçek bilemiyoruz. Ama kimse de çıkıp “ Beşiktaş’tan büyük kimse yoktur, giden gider, bu formayı taşıyacak niceler vardır” diyemiyor. Diyemedikleri gibi 33 yaşındaki bir oyuncuya karşılık gencecik Aydın’larını vermeye razı oluyorlar.



1 yorum:

Alp Kirmizioglu dedi ki...

Kalemine saglik be hocam. Her cumlenin altina aynen imzami atarim.