23 Ağustos 2009 Pazar

Demirören'den Kurtulma Formülü: Mustafa Denizli


Mustafa Denizli'nin oynattığı bu futbol Ocak ayına kadar devam ederse biz ligde ilk 4'ün içine giremeyiz ve kongre zamanı bir muhalefet oluşur. Zaten transfer saçmalıkları, yabancı kontenjanı yüzünden yaşanan sorunlar, bonservislere ödenen ücretler artık herkesin ilk dile getirdiği konu. Kulübün borcu üçhaneli rakamlara ulaşmış durumda. Geçen seneki şampiyonluk ufaktan oluşan muhalefeti ortadan kaldırdı ama bu sene imkansız gibi.

Daha öncede bir yazıda belirtmiştim. Gerçekleşmeyen 10,5 numara transferi Denizli'nin Yönetim karşısındaki en büyük kozu. Gerçekleşmesini istediği ve medyaya bunu söylemekten çekinmediği tek transfer buydu. Adamın istediği oyuncuyu almadılar o ne yapsıncılar şimdiden hatırı geçer bir sayıya ulaşmış durumda.

Emeği geçene emeği geçtiği için teşekkür ederiz. Benim temennim Ocak ayında önce Demirören'den kurtulmak sonrada Denizli'ye 2 kere teşekkür ederek kendisine Çeşme'deki yaşamında başarılar dilemektir. Denizli geçen sene başarılı olmuştur. Ama asla istenilen düzeyde bir futbolu bizlere gösterememiştir. Geçen seneki hevesinden ve isteğinden bu sene eser yok. Son 8 dakikada sol bek değiştirerek maçı kazanma fantaziside bunun göstergesidir.

--------- ---------- ---------- --------- --------- -------

Beşiktaş'ın 1 numaralı sorunu 10,5 numara, sakatlıklar değildir. Demirören ve yönetimidir. ''Takım şampiyonluğa gidiyor ortamı provoke etmeyin'' diye susturulan tribünler, bu senede '' bu takım ve yönetim geçen sene 2 kupa aldı saygısızlık yapmayın''lara bırakmaz umarım.

Takatım kalmadı valla. İstemiyorum bu sene şampiyonluk felan. Neresinden tutsan elinde kalan bir Beşiktaş var hal itibariyle. Yönetiminden futbol takımına, medyasından tribününe, amatör branşlarından fulyasına. Bu durumlardan dolayı o kadar çok küsen var ki Beşiktaşa. Maçlara gelmeyenleri kesenlerde var, Beşiktaşı takip etmeyi tamamen bırakanlarda.

Cuma gününü sabırsızlıkla bekleyeceğim. Maç öncesi Şairler Parkı faslını ve ardından dolmabahçe yolundan tezahuratlarla stada gidişi yine seve seve büyük bir gururla gerçekleştireceğim. Ama stada girdiğimde gerçeğin görünen yüzü ile karşı karşıya kalacağım.

5 yorum:

The Eagle Abroad dedi ki...

sonuna kadar katiliyorum, hatta buna benzer bir yaziyida kendi blogumda yazacaktim, aklimdan gecenleri yazmissin ellerine saglik...

armgn dedi ki...

beşiktaş'ın sorunu demirören ve yönetimidir bunu ben de defalarca yazdım. gerisi hikaye. bir başkan düşünün ki ne yapsa eline gözüne yüzüne bulaştırıyor. beşiktaş'ı beşiktaş'a yakışır yöneticiler yönetmesi gerekir. süleyman seba gibi deyip futbolun romantikliğine soyunmayacağım ama ibrahim altınsay gibi futbolu bilen, hüsnü güreli gibi futbolun ekonomik boyutundan anlayanları kastediyorum.

Özgür dedi ki...

Bu kadar çok sevmeyeni var. Mutlaka kongre üyelerinde de sevmeyeni en az buralardaki kadardır sayın Demirören'i. Peki bu adam seçimleri nasıl kazanıyor be abi. Kim oy veriyor bunu başkan yapmak çok merak ediyorum.

gökhan dedi ki...

bilsem bu yönetim gidecek takımın ilk 5e girememesine de, şampiyonlar liginden 0 puanla dönülmesine de razı olurum. ancak ne olursa olsun ben yıldırım demirören den kurtulmamızı pek olası görmüyorum. sırf başkanlığı kaybetmemek için abuk sabuk borçlar yapıyor. kimse de bu yükün altına girmez. umarım yanılırım, yoksa hedef 2013...

yürü güneşe dedi ki...

Çoğumuz artık bu halet-i ruhiyedeyiz. Sıkıldık, bıktık, yorulduk ve daha da önemlisi hayatımızın merkezinde olan birşeyin artık inandığımız şey olup olmadığını bilemememiz. Hayata karşı yaşadığım yanılsamanın en büyük sebeplerinden biri Beşiktaşımın bu durumu...

Ben yönetimin kongreyle gideceğine inanmıyorum. Daha doğrusu bu yönetim gider, bu zihniyet gitmez. Zihniyetin gitmeyecek olmasının nedeni de bugüne kadar kitlesel tepki veremeyen tribünler olacaktır. Alayına gidenlerin bu zihniyete gitmemesini bir türlü anlayamıyorum...