19 Ocak 2009 Pazartesi

müzik


Blog'a ilk yazılarımdan biri Pilli Bebek hakkındaydı. ara ara takip ettiğim amatör grupları ya da popülerleşmemiş sanatçıları yazmayı düşünüyordum. sevdiğim sanatçılardan bukleler okuyacaktım felan.

öyle sık sık dinleyipte, tüketmek istemediğim sanatçı ya da gruplar vardır. misal Cat Stevens dinleyeceksem mutlaka yanında şarap olmalıdır. açık söylemek gerekirse cat stevens'i geç tanıdım, sevdiğimde ise hep şarap içerken dinledim. evet öğrencilik yıllarıma tekabül eder. 2milyon türk lirasına yerel bir şarap olan Gacal eşliğinde, bozuk cd çalara monte edilmiş pc hoparlörü ve mum ışığı.

bob dylan ve hurricane şarkısı ise öğrencilik zamanlarımda yarı mesai çalıştığım internet cafeyi açar açmaz ilk dinlediğim parça olurdu. yanında 2 peynirli poğaça ve bir vişne suyu. şimdi dinlediğimde hala o peynirli poğaçanın tadı gelir aklıma.

yeni türkü'yü hep yalnızken dinlemişimdir tam tersi şekilde guns'n roses'i ayık ve yalnız kafa dinlediğim çok nadirdir. mamak türküsü ve november rain bu bağlamda yan yana oynayamazdı.

kesme şeker'in kum albümünün ise yeri apayrıdır. gecenin sonuna doğru cd çalardaki yerini alırdı. son şarkı olan zaten'de sızmaya doğru yol alırdık, ya da uyumaya. evde 12 kişi de olsa 2 kişide olsa bu şarkı bittikten sonra kesin bir sessizlik olurdu. ama şarkı bitmezdi aslında. 4 ya da 5 dakika sonra toplamda 12 dakikayı bulan son şarkı john lennon'ın love is real şarkısı gibi fade in ile bir giriş yapardı. ve ben hep kendime gelirdim o şarkı ile, ilk cümleyi tam hatırlayamamakla birlikte. şimdi dinlerken o cd çaların ve bozuk hoparlörün tadını hiç bir şekilde vermiyor.

uzundur ömür meraklanma
mühimdir yalnız telaşlanma
saatler geri yavaşlama
sayfalar sarı
bir zamanlar aşk olsanda


cem karaca her daim hayatımda olan nadir sanatçılardandır. kaset, cd, mp3 evresinde hep mevcuttu yani. tamirci çırağı ile başlayan şimdilerde sevda kuşun kanadında'ya varan.
bunun yanında haluk levent vardı bir zamanlar. peşinden konserlere koştuğum,albümlerini çıktığı gün aldığım, tüm şarkılarını ezberlediğim adam. kendim yetmezmiş gibi arkadaşlarıma aşıladığım ve şimdilerde beni gördüğünde sen bulaştırdın bizi bu illete diyen yani hala dinleyecek kadar müptela ettiğim insanlar.

goran bregoviç vardır mesela. tam bir duygu karmaşasında olduğum zamanlarda. keyiflendirip, hüzünlendiren. beni asla bir modda daimi tutmadığı için tercih edilesi.

hayatın ritimi ağır geldiğinde düşüncelerimle aynı ritimde olan portishead.
yanına ara sıcak olarak placebo. baktık ki saplanıyoruz audioslave ya da soundgardenle acil müdahele.

yanlış zamanda gelmişiz olm dünyaya tadında zamanlarıma beatles ve pink floyd ellerinde tuz koşardı. ve diğer saz arkadaşları.

ayda yılda bir denk gelmişsem akşam haberlerine. memleketten güzel haberleri aldıktan sonra ahmed arif. geri ikilide selda bağcan, ilkay akkaya.

serdar keskin .
evet bu yazının amacı sadece ve sadece serdar keskindi. neden bu kadar uzadı bilmiyorum.
biyografisini yazacaktım, hayatımdaki yerine değinecektim, şarkı sözleriyle bitirecektim.
denklem tiryakilerini anlatacaktım hatta.
bu yazıdaki amaç-sonuç ilişkisi ile bir denkleme daha sebebiyet verdim.

Anlatamadıysam kendimi sana
Bil ki kendimede anlatamamamdandır
Seni kendime, kendimi bana
Kendimi kendime anlatamamamdandır

Ölçüsüz iyiniyetler, iyimserlikler
Bazan büyük, çoğu kez küçük hesaplara yenildiler
Çoğaldılar belki ama eridiler

Yolculuğun son metreleri sanki
Dünya zaten sürgün yeri
Buluşsun artık şu kopası bellekleriniz
Yeni yollarda zaten bunu gözler
Terbiye gümrükleri, sürgün yerleri
Birde bütün bunlar yetmezmiş gibi
Sohbetlerde popa sardı
Denklem tiryakileriyiz artık hayattan

1 yorum:

disconnectus erectus dedi ki...

kesmeşeker dedin, kalbimi çaldın! ne güzel, sevindim... Kum iyidir; ama Cenk Taner'in solo albümü-İzin Vermedi Yalnızlık daha iyidir.

"yaşamdan yaralı hayvan gibi, insafa gelmeyen sahip gibi, duygular saygılar-eşyalardan sonra-yazıldık suya-bi zamanlar genç olsak da..." Selamlar...